İttihat ve Terakki

Efendiler size sesleniyorum ve size açıkça soruyorum. Rica ediyorum siz bugünkü bu serveti, siz bugünkü bu sermayeyi, siz bugünkü bu duruma nasıl geldiniz? Ayıp değil ya! Bana pek merak konusu oldu. Babalarınızdan hazineler mi kaldı? Topraklarınızdan defineler mi çıktı? Oluklarınızdan altınlar mı aktı? Nasıl oldu da siz bu kadar çabuk, hem pek çabuk zengin oldunuz? Tuhaf değil mi? Hikmetini bir türlü anlayamıyorum!

Bir geliriniz olsaydı (beraber adınız olsa???) mutlak hükümette bir kaydı, paranız olsaydı mutlak bankada yekunu, mirasınız olsa şüphesiz miras davanız olurdu.

İspat ediniz neyiniz vardı! Servetsiz ticaret, sermayesiz şirket, parasız iş olmaz. Sizin bir hüneriniz, sizin bir ilminiz, sizin de bir marifetiniz var ki bu kadar çabuk zengin oldunuz. Pek çoklarınızı tanırım. Bazılarınızla özel ilişkilerim var. Geçmiş hayatınızı biliyorum. Fakat şu dünkü halinizi hatırladıkça bugünkü saltanatınızdan pek şüpheleniyorum.

Kiminiz memur, kiminiz görevinden alınmış, kiminiz katip, kiminiz subay, kiminiz emekli, kiminiz esnaftı. Maaşlarınızla geçinemezken, karınlarınızı doyuramazken, ailelerinizi besleyemezken nasıl oldu da bugün binlerce lira sermaye ile komandit şirketler kuruyorsunuz? Oturacak bir eviniz, altınıza serecek bir şilteniz, üstünüze örtecek bir yorganınız yokken nasıl oldu da bugün mağazalar açtınız, dükkânlar satın aldınız? Arkanızda kirli bir elbise, başınızda yağlı bir fes, ayağınızda yırtık bir kunduradan başka hiçbir şeye sahip değilken nasıl oldu da bugün yalılarınız, köşkleriniz, bağlarınız, bahçeleriniz, atlarınız, arabalarınız var?

Dün bakkala, kasaba borcunuz, ekmekçiye vereceğiniz varken nasıl oldu da  düğünlerde toplanıyor, ötede beride ziyafetler, kulüplerinizde eğlenceler yapıyorsunuz?

İspat ediniz siz nasıl zengin oldunuz? İşitiyoruz ki zengin olmak için ambarları soymuşsunuz, vagonları satmışsınız, kontrol görevlileriyle uyuşmuşsunuz., tüccarlarla görüşmüşsünüz. Duyuyoruz ki tehcirlerle ilişkiniz, terk ettirilmiş mallardan ele geçirmişliğiniz, milletin haklarında gözünüz varmış.

Söylüyorlar ki, asker kaçırmışsınız, para çalmışsınız, rüşvet almışsınız, öteberi satmışsınız. İddia ediliyor ki tekalif-i harbiyede ortaklık hakkınız, satın almalarda kayırılma hakkınız, mallara el koymalarda büyük hileleriniz varmış.

Naklediyorlar ki, köyleri kabristan, kasabaları mezaristan, şehirleri zindan yapmışsınız.

Eğer siz bu suretle zengin olmuş iseniz, neden hâkimler sizi mahkum, savcılar sizi dava, güvenlik görevlileri sizi tutuklamıyorlar? Bu bir suç, bu bir cinayettir.

Hem öyle bir cinayet ki, bu yüzden binlerce insan ölmüş, yüzlerce evler yakılmış, milyonlarca paralar yok olup gitmiş…

Caniler için cezayı, hırsızlar için cezalandırmayı, zalimler için adaleti Allah bile emrediyor, biz neden yapmıyoruz, neden korkuyoruz? Niçin mahkemelerimiz sizi sorgulamıyor, niçin divan-ı harplerimiz sizden (hesap) sormuyor? Niçin hükümet sizi tutuyor? Öyle ise sizden milletin hakkını, memleketin hayatını, hazinenin gelirlerini kim soracak?

Sizden yetimlerin ahını, dulların, şehitlerin kanını kim alacak?

Sizden felaketlerin acısını, musibetlerin kahrını, sefaletlerin acısını kim çıkaracak?

Soruyorum bunları kim yapacak? Millet artık bir namus temizliği istiyor, adalet istiyor, kanun istiyor.

Efendiler söyleyiniz siz nasıl zengin oldunuz? Eğer sizde namus, eğer sizde vicdan, eğer sizde iman var ise, tekrar ediyorum efendiler, söyleyiniz ve ispat ediniz, siz nasıl zengin oldunuz?

(Hasan Tahsin’in sahibi ve başyazarı olduğu Hukuk-u Beşer gazetesinin 3 Mayıs 1919 tarihli nüshasından günümüz Türkçesine çevrilmiştir.)

Yorum bırakın