yangın 9: Keşke BARIŞ OLSAYDI, İzmir Yanmazdı…

“Kurucu Meclis”in (Büyük Millet Meclisi-BMM) eski yazı açık ve gizli oturum tutanakları günümüz Türkçesine aktarılıp eksiksiz yayınlansa, “milli tarih”i anlamak için başka “resmi” belgeye ihtiyaç kalmaz” (bkz. “30 Ağustos “ZAFER” Gününde Kurucu Meclis Ne Konuşuyor” (talatulusoy.com)) cümlesiyle bir hatırlatma notu düşmüşüm geçmişte. Bu yazıda kısa alıntılarla, “Büyük Taarruz”dan alt ay kadar evvel İtilâf Devletleri’nden gelen…

yangın 8: 9 Ekim “İzmir’in KURTULUŞU!”

         İzmir, her sene “9 Eylül”ü kutlar? İzmir o gün “Kurtuluş”unu kutlar. “Kurtuluş” kelimesi sonradan icattır. O günlerde, “İzmir’in istirdadı”dır (geri alınışı). Başlangıçta İzmir’i “kurtarmak” yoktur, “geri almak” vardır, “Yunan”dan geri almak! Yunan askerleri şehri 9 Eylül’e varmadan boşaltmış, Yunan yüksek komiseri Stergiadis 7 Eylül günü şehirden ayrılmıştır.  Osmanlı mülki amiri Hükümet Konağı’ndadır, kumandan Sarı Kışla’da…

alemdar 18: YİNE MUHTIRA MÜNASEBETİYLE

Hükümet tarafından İtilâf Devletleri’ne verilen muhtıra hakkında gazeteler görüşlerini kısa olarak, (veya) ayrıntılı olarak beyan ettiler. Meseleyi açık bir nazarla görecek, muhakeme edecek olursak şu hakikat belirir: Ateşkesten sonra iktidara gelen hükümetlerden hemen hemen hepsi Devleti Ali’nin bundan sonra artık yalnız yürüyemeyeceğini takdir eyledikleri halde etraflarında çevrilen entrikaların buhranından sıyrılamayarak bu hakikati tespit eylemeye muvaffak…

yangın 8: 9 Ekim “İzmir’in KURTULUŞU!”

. . . . .            İzmir, her sene “9 Eylül”ü kutlar? İzmir o gün “Kurtuluş”unu kutlar. “Kurtuluş” kelimesi sonradan icattır. O günlerde, “İzmir’in istirdadı”dır (geri alınışı). Başlangıçta İzmir’i “kurtarmak” yoktur, “geri almak” vardır, “Yunan”dan geri almak! Yunan askerleri şehri 9 Eylül’e varmadan boşaltmış, Yunan yüksek komiseri Stergiadis 7 Eylül günü şehirden ayrılmıştır.  Osmanlı mülki amiri…

Alemdar 17: HÜRRİYET ve İTİLÂF’a NEDEN DÜŞMAN OLDULAR?

Meslekleri malum olan gazetelerle İttihatçıların yeni tavırlarını, yeni entrikaları Hürriyet ve İtilâf’a düşman kesilmek şeklinde beliriyor. Bu garip düşmanlığın sebeplerini tahlil edelim. Bu milletin başını bu kadar belâlara sokan İttihat ve Terakki bildiği gibi har vurup harman savurmaktayken, memlekette vatanını seven bir avuç namus erbabı (iktidar) mevkiine kıymet vermeyerek, hayatlarına kıymet vermeyerek ortaya atıldılar. İttihat…

yangın 7: VEDA …

“Talih beni sevgili dostlarımdan ayırmak istedi. Kendilerinden derin tahassuslar (kişise duygular) ve elim tesirlerle ayrılıyorum. Her nereye gidecek olsam bu aziz dostlarımın hatırası beni müteselli edecek (avutacak) ve ibraz ettikleri asarı teveccüh (gösterdikleri sevgi) ve muhitleri beni ilelebet kendilerine minnettar bırakacaktır. Bilhassa doktor Bahtiyar Hüseyin ve biraderi binbaşı Necati, Kırımi (Kırımlı) Ömer Lütfü, Emirzade Refik,…

alemdar 16: Biz Hakkımızı Helâl Etmedik

… Önceki gün Ayan’da yine hararetli bir oturum yapılmış. Çürüksulu Mahmut Paşa (1) ile eski (Ayan) başkan Rıfat Bey (2) haklarında soruşturma, tutuklama yapıldığından dolayı Ayan’ın durumu kurtarması yolunda sözler etmişler. Ayan’dan bu iki zatın bu talebini pek garip gördük. Çürüksulu Mahmut Paşa takip edilmiş. Ne çıkar? Damat Salih Paşa (3) da idam edilmişti. Rıfat…

yangın 6: SON MÜHLET…

16 Eylül’de (5) ,30 Eylül’de (7) numaralı sıkıyönetim bildirileri yayınlandığına göre, arada (6) no’lu bildiri kalıyor ve 9 Eylül’den itibaren dört (idare-i örfiye) sıkıyönetim bildirisi daha yayınlanmış olmalı. (5) Nolu olanında ve şimdi yayınladığım (7) nolu sıkıyönetim bildirilerinde önemli bir “eksiklik” var: Büyük Yangın’dan, yangını çıkaran “Rum ve Ermeniler”den hiç söz edilmiyor! Lâkin, ısrarla “İzmir’i terk edin” diye “mühlet” veriyor! Bu iki bildiri “ayıklanmış” eski gazeteler arasından bir tarama ile bulunup çıkarıldı. Bu iki “İdare-i Örfiye Beyannamesi”, bu iki “resmi belge” resmi tarihi resmen yalanlıyor. Diğer “beyanname”ler, hiç kuşkunuz olmasın “devletin emin elleri”ndedir. Yayınlanan iki “tarihi” belgeye inanmayanların, yayınlayanda “ideolojik” kötü niyet arayanların, diğer “beyanname”leri bulup çıkarmak, (5) ve (7) nolu iki bildiriyi çürütmek mecburiyeti vardır. Görmezden gelindiği ve sessizliğe gömülündüğü takdirde, “sükût ikrardan gelir” deyişi geçerli olur. Toplumsal hafızaya “resmi tarih” olarak kazınanlara aykırı belgeler, elbette (İslâmcı, laikçi ve/veya yurtsever ve ‘devrimci’ ve dahi ‘komünist’) nam mevzilere yerleşmiş olanları “rahatsız” edebilir. “ “Rahatsızlık” verdiğim için doğrusu üzülmem. Çünkü, barış ve huzur için bu “rahatsızlık”a şiddetle ihtiyaç olduğunu düşünürüm. Yoksa; “milli birlik-beraberlik” içinde süregiden kayıkçı döğüşünde boğulmak mukadderdir. “Barış ve huzur”a, erişebilmek için, geçmişin “hakikat”leri üstünden yeni bir “gelecek” tahayyülüne ihtiyaç var! Gayret bizden …

Alemdar 15: Seçimler Az Çok Yolunda Giderken…

Bizim için muhalefetin birliği de böyledir. Ortada mukaddes bir hedef, yüce bir gaye var. Hedef, on senedir Osmanlı Devleti’ne musallat olan bir haydut çetesinin uzaklaştırmak. Şimdiki halde bundan mukaddes bir gaye tasavvur etmiyoruz. Bu millet, bir kere sinesini bu fertlerden temizlesin. Elinde ne kaldıysa onu olsun eşkıya …dan kurtarabilsin.

Mekan 5: YANGIN ve Bir Okul Hikayesi…

“1922 yılının Eylül ayındaki yangından bahsetmek istiyorum. 1922 yılında bu “bilgi tapınağı” yeniden inşa edilmiş ve tamamlanmış durumda faaliyete geçmeye hazırlanırken, öngörülen tarihten tam 3 ay önce 1922 senesinin Eylül ayında İzmir’in mahvı ve ardından Rumların, atalarının yüzyıllar boyunca yaşadıkları topraklardan zorunlu ve temelli ayrılışı gerçekleşti. İzmir’in en büyük kısmını yakan yangın, sadece Evangeliki Okulu’nun eski binasını değil, aynı zamanda Kütüphaneyi, Arkeoloji Müzesini, Fizyoloji-Antropoloji Müzesini ve her şeyi kül etti…”