Resmi defterlerde, “mebusların büyük çoğunluğu” İttihatçı diye yazar…

Milli yalandır. Ters yüz edip söylense o tekerleme, “Mağlup sayılır bu yolda galip gelen!” deyişi tam da bu yalanın resmini verir.

1908 Seçimi ile oluşan Meclis çoğunluğu “ittihatçı”dır, ama netice, hiç de Selanik ittihatçılarının umduğu gibi değildir!

Ya nasıldır?.. Lâfı dolanmadan gelsin:İzmir mebusu Istepan Ispartalıyan Efendi gibidir…

Yani, Ispartalıyan’ın Meclis’te sunduğu önergedeki gibi, “Halkın mütegallibeye vermek zorunda olduğu çeşitli vergilerin kaldırılması, zorbaların hizaya getirilmesi”ni talep edecek seviyededir Meclis çoğunluğu.(1) “Meşruti demokrasi” taraftarıdır…

Yeni Zaman’ın ileri vakitlerinde geçmişi “haklı” çıkarmanın tedbiridir sanki resmi defterlere “İttihat Terakki kazandı” yalanını yazmak ve tersten de, düzden de böyle okumak, okutmak…

Bir kere, Selanik İttihatçıları Abdülhamit’e değil, toprakların elden gitmesine karşıdır…

Fethettiğimiz yerler elimizden gidiyor” diye celâllenir, kendilerini dağlara vurur, “komitacı”(2) olurlar Selanik ve Manastır’ın “ittihatçı”(!) zabitleri, daha fazlası değil…

Aslında Selanik İttihatçıları “ittihat” konusunda Abdülhamit ile aynı fikri takip eder.

Onların da istediği “İslâm millet ittihadı”dır, İslâm millet birliğidir, “Pan-İslamizm”dir gayeleri. Yavaş yavaş “İslâm” sıfatı, “Türk-İslâm” ve nihayetinde “Türk” olacaktır. “Allah’ın hikmeti” deyip geçelim bir kalem…

Selanik de “kuvvetli”, “şiddetli” ve “sıkı” bir idare ; “her kafadan bir ses” değil, “çok kafadan tek ses” çıkaran “tek millet” ile “birlik” sağlamak ister, tıpkı Abdülhamid gibi… Bunu da geçelim bir kalem…

Ya “terakki?” Terakkiden ne anladıkları konusunda, ağızlarından dişe dokunur bir ifade çıktığı duyulmuş değildir.

 “Biz, yani İttihat Terakki Cemiyeti başta olsak, Abdülhamit ve etrafındakilerden daha iyi idare ederiz memleketi…” fikri, iki yanlıştan çıkan bir doğrudur, pek tutulur aralarında…

1908 seçimlerini Selanik ittihatçıları kazandı” demek şu bakımdan doğrudur: Seçimlerden sonra “İhtilalciler” bu “iş”in seçimle olmayacağı fikrine varmıştır, bu fikri kazanmıştır.

Bir tabur asker ve bir geyik” ile meşrutiyet ilân ettiren (!)  Selanik komitacıları bu “”e bir çare aramaya koyulur…

Bunların komitacılığı, “hâkim millet”(3) komitacılığıdır. Balkan milletlerine “kök söktürme” azmiyle her nevi şiddeti mubah görürler. Gittikleri yol “terakki” yolu değildir; olsa olsa “Dedem Korkut Masalları”na varır; “ boy boylar, soy soylar…” o kadar!

İzmir ise, Selanik komitacılarının hiç istemediği bir “yol”dadır. Ticaretini, sanayini büyüten dünya şehri olma yolundadır…

Doktor Nazım Bey şehri bu “yol”a sokmaya “memur” edildiği için gelmiştir İzmir’e.

                                                              *       *       *

1908 Senesi Eylül’ünün 25.günü İzmir yeni bir gazete ile tanışır, adı “İttihad.” “Elif-te-ha-elif –dal” harflerinin süslediği iri puntolu adının üstünde “ay yıldız”, altında şöyle ise bir dörtlük yer alır:

Zulümleri yıkan bu Cemiyet

Herkesi birlik olmaya davet eder

Onda birlik olmayınca

Ne memleket kalır ne hürriyet.”(4)

Başyazarı ve sorumlu müdürü İzmirli Hafız İsmail Hakkı’dır. (5)

29 Eylül 1908 günü çıkan dördüncü sayısında, “şehir muhabiri” çarşıdaki hale dikkat çeker:

“… Birkaç gündür İzmir’de kamuoyu fevkalade bir heyecan içinde; hakikatte kardeş sevgisi besleyen vatandaşlar dışarıdan bakana birbirine düşman gibi görünüyor. İslâmlar Hıristiyanlara karşı tetikte duruyor; Hıristiyanlar İslâmlardan kaçıyor; Ermeniler İslâmları cesaretlendirmeye, Rumları sakinleştirmeye çalışıyor. Mösyöler ara yerde yuvasını kaybetmiş kuşlar gibi çırpınıyor; kapağı nereye atacaklarını, kimin kanatlarına sığınacaklarını bilemiyorlar… Ne oluyor?.. Hiç, kuru gürültüden, vehimden başka hiçbir şey yok.

Cuma günü bir aralık bir çok kimseler mağazalarını kapatmaya kadar varmışlar; bedesten içindeki sarraflar tezgâhlarında bulundurdukları paraları kaldırıp demir kasalarına saklamışlar; sonra da halk ayaklanacakmış, çarşılar yağma edilecekmiş!..

Anlaşılıyor ki bazı kin güden menfaatperestler, yekdiğerlerine bir hayali metini kuvvetli kardeşlik ile bağlı bulunan vatandaşlarımızı yekdiğerine düşürmek, memlekette bir aşırılık çıkarmak, asayişi bozmak suretiyle kötü niyetlerinin uygulanmasına bir sebep arıyor ve bu maksat ile her gün bir takım şayialar icat ediyor… Bu bedbahtları arayıp bazı cezalara çarptırmak, işin hakikatini uygun biçimde anlatıp halkı tatmin etmek acaba hükümetin vazifesi değil midir?..”

Haber araya girdi, şunu atlamamalı: Dörtlük’teki “Cemiyet”in “ce”si büyüktür. Eski yazı da “büyük-küçük harf” yok, peki nereden belli “ce” değil de “Ce” olduğu?

Şuradan bellidir ki, burada “İzmir milletleri topluluğu” mânâsına bir cemiyetten değil, “dernek” mânâsına bir cemiyetten, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nden (İTC) söz edilmekte ve İzmir İslâm milletini İttihat Terakki Cemiyeti (İTC) çatısı altına davet etmektedir.

Yıllarca Fransa ve İsviçre’de bulunan, Selanik üzerinden İzmir’e gelen Doktor Nazım aşağı yukarı bir seneden beri İzmir’dedir ve herkesin duyduğu rivayete göre “Tütüncü Yakup Ağa” adı altında “gizli” çalışmaktadır.

Yahu, günahı boynuma, bu rivayette de bir “geyik efsanesi” kokusu var ya… İzmir, Paris’ten mezun “nisaiye mütehassısı”(6) Nazım Bey ile, küçük esnaf Yakup Ağa’yı ayırt edecek kerte cahil değildir ya, “neyse!

Doktor Nazım, ancak İzmir’deki bir senesinin sonunda bu gazeteyi çıkartmayı başarır! Başarır da, “kaybettikleri seçimi kazandıkları gibi”, zorlukla çıkarttığı gazete de İTC gazetesi olmaktan uzaktır. Neden?

Doktor Nazım’ın nihayet güçlükle ikna ettiği başyazar Hafız İsmail Hakkı, hani şu Şair Eşref ve Tevfik Nevzat ile tutuklanan İsmail Hakkı’dır!

Şehir muhabirinin haberinde yazdığı gibidir İzmir, “kuvvetli kardeşlik ile bağlı bulunan vatandaşlar” şehridir; farklı dinlerin, dillerin birliğinin, ittihadının, kardeşliğinin şehridir…

Selanik ile İzmir aynı yapı ve fikirde değildir. Meselâ İsmail Hakkı, Doktor Nazım’ın fikrinde değildir.

Bütün İzmir bilir ki, Doktor Nazım’ın İzmir’de gazete yönetimi ve sorumluluğunu üstlenecek kafasına göre insan bulması hayli zordur. Üç beş Giritli, Moralı gençle çıkmaz gazete. Hoş, o da İzmir’e zoru başarmak, “inkılâpçı” İzmir’den “ihtilalci” çıkarmak için gelmiştir ya… Başka niyetleri varsa da, onu Allah bilir ve zaman gösterir.

Zamandır, çok beklemez, Hizmet gazetesinde kısa bir haber çıkar:

“… İsimleri daha sonra yayınlanacak saygın kişilerden oluşan özel heyet tarafından ‘Türk Vatan Kulübü” adıyla önemli bir kulüp kurmaya ciddi gayret harcanmakta olduğunu alâkadarlara beyan ederiz. Kulübün ‘Osmanlı Terakki ve İttihad’ Cemiyeti’nin himayesinde altında olması için gereken müracaatta bulunulmuştur.

Kulübün yeri ve binası için de Süleyman beylerin(7) İzmir’ce meşhur olan Beyler Sokağı’ndaki büyük konak ve bahçeleri tahsis edilmiştir. Kulüp, başlıca şu iki maksat ve gaye üzerine kurulmuştur.

Birincisi: Kulüp biri Türk, biri Rum, bir Ermeni, biri Yahudi olarak her sene dört zeki talebeyi, bunlardan başka ikisi ileride seçilip biri zabit biri de yeteneğine göre bir meslek dalında olmak üzere Avrupa’ya gönderilerek tahsil ettirmesini taahhüt eder…”(8)

Nazım, İzmirli ittihatçılara sadece İslâm gençlerinin Avrupa’ya gönderilmesini kabul ettiremez. Şehir, İttihatçılığın “İttihad-ı Osmanî Cemiyeti” adıyla 1889 tarihindeki ilk kuruluş fikir ve yoluna sadıktır.

Nazım bir de  “Türk” kelimesini kabul ettiremez, “Türk” İzmir’in aşina olduğu bir sıfat değildir. Aslolan dindir. Dr.Nazım İsviçre, Selanik üstünden heybesinde “millileşmek” gayesi ve “Türk” sıfatıyla çıka gelmiştir. Sonunda Kordon’daki kulüplere benzer bir isimle “Türk Vatan Kulübü” çıkar ortaya ve sadece “Türk” gençlerini değil, İzmir milletlerinden birer genci Avrupa’ya göndermeye karar verir.

İzmir çok dinli, çok dilli, yani çok milletli rengârenk bir şehirdir.

Bu “Türkleşmek ve Millileşmek” meselesini gelin İzmir’in fikirlerine tercüman Baha Tevfik’in bazı cümlelerinden takip edelim:

Bu günlerde herkesi işgal eden; vatan dostlarını, Osmanlılık dostlarını şiddetle düşündüren bir mesele var…

 Evvelâ millileşmenin ne demek olduğunu incelemek ve araştırmak gerekir…

İsmimizi Ahmet’ten Gökalp’e, Hasan’dan Karataş’a çevirmekle millileşeceğimiz zannedenler, milletin ancak zararlı ve ihtiraslı cahilliğini, ikiyüzlü ve dalkavukça boş çabalarını ödünç almış oluyorlar…

Türklüğün vaktiyle pek makbul addedilmiş bazı nitelikleri vardır ki bugün onlar müthiş birer eksikliktir… Mesela akıncılık, daima savaşçı geçinmek…

Aynı sebepler aynı neticeleri doğurur” değişmez kanunu gereğince dünkü milletimizin bugün diriltilmesi, yarınki felaketimizin başlangıcını hazırlamaktan başka bir şey olamaz… Balkan Harbi’nin sebep ve etkilerinin kökü incelenirse hayretle görülür ki mağlubiyet sebebi; milliyetten uzaklaşmamız değil, aksine milliyetin dibine saplanıp kalmamızdır. Bugünkü medeniyetsizlik, bugünkü siyasi ahlâksızlık, tamamıyla dünkü milli gururun, dünkü akıncılığın, dünkü göçebeliğin, dünkü yeniçeri kavgalarının ancak isimlerini değiştirmiş şekilleridir… Dünkü milliyetin yani mazideki huyların bugün canlandırılması yararlı değil, zararlı olur.”(9)

İzmir iki kelimelik derin kelâm ile “Osmanlı kardeşliği” derken, Selanik “Türk” demeye başlamıştır. “Resmi defterler”, bu başlangıcın, “tek kelime” ile savaş ve zulümlerin de başlangıcı olduğunu hiç yazmaz!

masal dibi: (foto: İttihad gazetesi.)

  1. bkz. Masal22.
  2. Komitacı: (yun.Komitacis,) Siyasi bir amaca ulaşmak için silahlı mücadele eden gizli topluluk veya örgüte bağlı kimse
  3. Hâkim millet: Osmanlı’da İslâm millet sıfatı. Egemen sınıf.
  4. Sad-ı zalimi yıkan bu cemiyet

Cümleyi birliğe eder davet

            İttihat olmayınca anda

            Ne memalik kalır, ne hürriyet.

  • Avukat, yazar, şair… O tarihe kadar pek çok gazete vergilerde yazıları çıkar. 1912’de Hürriyet ve İtilaf Fırkası’nda (HİF) yer alır, Müsavat gazetesi baş yazarlığı yapar. 1919’da  yeniden açılmasından sonar HİF’te yer alır. Lozan’dan sonar “150’likler listesi”ne konur ve yurtdışına sürülür.
  • Nisaiye mütehassısı: Kadın hastalıkları uzmanı.
  • Süleyman Eczacıbaşı.
  • Hizmet, 27 Ağustos 1908.
  • Felsefe Mecmuası, 8 Mayıs 1913.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s