Yüzleşme Yazıları
Hürriyet ve İtilaf Partisi’nin Bildirisi:
Parti teşkilatı kademelerini canlandıran ve merkez yönetim kurulunu yeniden oluşturan Hürriyet ve İtilaf Fırkası (Özgürlük ve Uzlaşma Partisi) zorla kapatıldığı ve faaliyetten alıkonulduğu tarihten, Talat Paşa kabinesinin düşmesine kadar devam eden üzücü olayların (ardından), ateşkesten sonra millete söz verdiği görevleri hakkındaki görüşlerini kamuoyuna sunmayı görev bilir.
Hürriyet ve İtilaf Fırkası her şeyden evvel İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne mensup bir küçük grup ile yardakçılarını yine o cemiyete mensup, geleceği gören insanların itirazlarına ve milletin büyük çoğunluğunun şikayet ve teessüflerine rağmen, garip ve korkunç bir hırs ve baskı ile yabancı bir devletin askeri kuvvetlerine dayanarak ve maddi ve manevi hiçbir sorumluluktan korkmayarak bir çok kötülükler ve facialara sebep vermesinini, (ve) özetle:
- Ayrım yapmaksızın [1](abç) memleketin kanunları ve özellkle Meşrutiyet’in siyasi kanunlarını, geleneklerini yeminlerina (rağmen) sürekli çiğnemesini,
- Milletin fertlerinin aşağılık ve görgüsüz bir kısmını bir çok maddi çıkarlar ile aldatarak memlekette bozgunculuk ve komitacılık zihniyetini getirmesini,
- Bu bozguncu komitacılık zihniyetinin tesiriyle muhalif partilerin kurulmasını engelleyerek memleketin en tehlikeli zamanlarında hükümet buhranları doğmasına ve milli güçlere dayanmayan hükümetlerin kurulmasına sebebiyet vermesini,
- Memurlar ve devlete mensup olanlar arasında çoğunluğu yetimler ve dullar ile emeklileri ve fakir halkı hiçbir suretle korumayarak bunları akla sığmayan bir sefalete mahkum ve sonucunda rüşvet, yolsuzluk ve görevi kötüye kullanma gibi suçların yaygınlaştırılmasıyla, milletin temiz ve saf ahlak yapısının bozulmasını,
- Kendi üyeleriyle bazı siyasi kuruluşları yararlandırmak maksadıyla memleketin kurumsal yapısını ve ekonomik dengesini esasından zarara uğratarak millet fertlerinin bir çoğunun karaborsacılık yüzünden mahvolmasını,
- Her türlü araca başvurarak topluluklar arasında karışıklık çıkarmak, zulüm ve cinayet eylemesini,
- Osmanlı Devleti’nin tarihi dostları olan devletlerin siyasi ve ekonomik yol göstermeleri ve yardımlarına rağmen, aynı hükümetlerin mensup olduğu medeni devletler topluluğuna karşı savaş açarak memleketi telafisi imkansız felaketlere düşürmesini ve bilahare doğan fırsatları da kasten ihanetkar bir siyaset ile görmezden gelmesini milletin ve medeniyetin huzurunda ilanen kınar ve milletin büyük çoğunluğunun da aynı biçimde kınadığına inandığımızı bildirir.
Geçen günlerdeki olaylar hakkında millete düşen görevlere gelince:
Bugün milletimiz bakımından mateessüf Almanya ile birlikte medeniyet ve hürriyete karşı savaşarak İtilaf devletlerini zor durumlara düşürmek ve itilaf devletleri hakkında haksızlık etmekle suçlandığı gibi medeni ve adil bir hükümet teşkilinden aciz bulunmak ile de maznundur.
Bu bakımlardan millete düşen esas görevler:
Öncelikle, kendinin bir küçük grup tarafından savaşa sürüklendiğini, ikinci olarak haksızlık ve yolsuzluklarda, ezici bir çoğunlukla kesinlikle hiçbir ilişkisi olmadığını ispat ve düzgün ve adaletli bir hükümet kurulmasıyla medeni zayıflığı hakkındaki yanlış kanıyı reddetmektir.
Bunun için de savaşın ilanı ve sürdürülmesine ait bütün belgelerin toplanması ve türlü biçimlerde yayınlanması ve kötülük ve zulümleri işleyenlerini derhal tutuklayıp cezalandırmak ve milletin bütün bilgi ve azmine müracaatla siyasiye ve idari teşkilatlarını modern çağın gereklerine göre düzenlemek gerekirdi.
Halbuki ateşkes yapılalı önemli ve değerli bir zaman geçtiği halde bu yolda kesin ve etkili bir adım bile atılamamıştır.
Hürriyet ve İtilaf Fırkası, büyük sorumluluk saydığı bu zararlı gecikmenin öncelikli sebebi, milletin ruh ve idaresinden kuvvet almış bir hükümetin kurulamamasına bağlar ve şimdiye kadar ancak teşkilatını ayağa kaldırmaya ve milletlerin (çok milletli İzmir-tu) kamuoyunu ayağa kaldırma ile işgal edebildiği için bu esnada teşekkül eden hükümetleri destekleyememk mecburiyetinde de kaldığına teessüf eyler.
Şu kadar ki bugün, Hürriyet ve İtilaf Fırkası teşkilatını tanzim ve takviye etmiş ve geçmişte yapılan kötülüklerin dışında yaşayan bir çok aydın kişi ile de kuvvet bulmuş ve özellikle kanuna saygı, diğer toplulukların hukukuna uymak,milli egemenliği kabul gibi öteden beri savunduğu esaslar ile milletin gerçek emellerini yansıtan geçmiş olaylar ile de doğrulamış bulunduğundan artık kendinin memleketi selamete götürecek her hangi bir hükümete destek olabilecek bir mevki ve güç hazırlamığı düşüncesimdedir. Şu halde Hürriyet ve İtilaf Fırkası ancak kendi görüşünü izleyecek bir hükümete yardımcı olabilir.
Hürriyet ve İtilaf Fırkası’nın görüşü, esas sınırları itibarıyla şunlardır:
- Bütün işlerde kanun egemenliğini kabul ve teyit etmek.
- Basın özgürlüğünü hakkıyla yerleştirmek ve özellikle hükümetin işleri hakkındaki eleştirileri, her kim tarafından ve her ne amaçla yazılmış olursa olsun, kabul ederek hataları düzeltme ve hakikatleri açıklamak.
- Anayasa’nın özel maddesi uyarınca iç ve dış çalışmalardan birlikte sorumluluğu kesin olan savaş kabinelerinin sorumluluğunu gereğini yaparak gerçekleştirmek.
- Tehcir ve toplu kıyım facialarını yönetmekle suçlanan İttihat ve Terakki genel merkezi ile faciaların olduğu yerlerdeki sorumlularının ceza kanununun belirlenmiş maddeleri uyarınca tutuklanarak yargılanmaları….
[1] Hürriyet ve İtilaf Partisi’nin o sırada çok milletli İzmir yönetim kurulu şu isimlerden oluşuyordu:
Aydın mebusu esbakıİsmail Sıtkı Bey, Müsavat gazetesi sahibi ve müdürü mesulü Sadık Bey
Dava vekili Dimosten efendi, Dava vekili Agnadiyos efendi,
Islahat gazetesi sahibi Emin Süreya, Dava vekili Amato efendi., Tavaslı zade Osman Bey.
