foto: Fethiye Camii, Atina.

Masal üstü: Usta olan akıl vermez, el verir…

İZMİR “ANATOLİ” DEĞİL Mİ?..

Seher vakti Nif Dağı’nın taş tanrılarıyla usul usul ne konuştun sen güneş?

Körfez’in kapısından çıkıp, suyun kızılına bulanıp giderken bir başka ele gittiğinin farkında mıydın sen güneş?

Sabahın pusuna dalan gemi, adalar arasından tam yol geçerken başka diyara gittiğinin farkındaydı ama, biliyordun değil mi?

Ama, İzmir’de palamar çözen gemici Pire limanına demir attığında nereden bilsin başka sulara girdiğini?..

Güneş bilmez, gemi bilmez, gemici bilmez, ama su bilir yerini, burası Osmanlı mülkü değil, Vasilion tis Ellados (1) mülküdür artık.

Atina’nın Akropol Tepesi’nde taş tanrılar Fethiye Camii’ne seyretmektedir uzaktan…

Cami kiliseden dönmedir ve artık Osmanlı ekâbirler imam ardında saf tutamaz orada, son cemaat mahalli boştur ve müezzin kamet getirmez…

Havarilerin Osmanlı’ya ahı tuttu derler, lâkin taş tanrılar için orası meçhul…

Şurası meçhul değil ki, artık dünya değişmiştir.

Dünya -ki Yeni Zaman’a tarih düşülür- İnkılâb-ı Fransevi’den (2) beri pek hızlı değişmiştir.

Düşünün bir; Osmanlı mülkünün orta yerine kurulup oturan keyfi yerinde İzmir, Yeni Zaman’ın bir vakti uyanır bakar ki varmış sınıra dayanmış!

İşte o vakit her sokakta ve dahi her çıkmazda ve dahi Meyhane Boğazı’nda, Kordon boyunda ve dahi Yeni Hayat’ta, yani kerhane sokağında bile tellal ünler:

“Ey ahali! Duyduk duymadık demeyin! İzmir’in yeri değişti! İzmir serhat şehri oldu!”

Sene Rumi 1237, Miladi 1821 olmalı; Temaşalık yokuşuna, Namazgâh düzlüğüne (3), Değirmen Dağı (4) kayalıklarına tellallar salınır, tellal ünü çıkasıya bağırır:

“Ey ahali! Duyduk duymadık demeyin! Bundan kelli İzmir serhat şehridir artık!”

Tellalı işitir şehir, şaşırır kalır!

İzmir Anatoli (5) değil mi artık?..”

Körfez’e demir salmış Eski Zaman’dan kalma Osmanlı kulu Pireli gemici şaşkın bakar:

Şimdi ben Osmanlı kulu değil miyim? Pire’den kalkıp Midilli’ye, Sakız’a, İzmir’e ha deyince gidip demir atamaz mıyım?!”

İzmirli Rum milletten sevinenler olmaz mı Vasilion’a, elbette olur:

Çok şükür din kardeşlerimiz zulümden kurtuldu!..”

Her millet dindaşının acısına, sevincine ortak olur. Şehir buna alışıktır, şaşmaz.

Ortodoks Rum millet tüccarı, sermayedarı hem sevinir, hem şüphelenir:

Tam da Yeni Zaman’da yol alırken, tam da iyi kazanırken, Atina’ya, Mora’nın köylerine kadar mal satarken, Liverpol’a uzanırken, al şimdi başına belâyı!.. İşler bozulmasa bari…”

Her dinin “mahalas”ı (6) ayrıdır şehirde; İslâm mahallat, Rum, Ermeni, Yahudi mahallat ayrı ayrıdır, bu bilinir.

Serhat şehri olunca İzmir, mahalle düzeni gün be gün değişir. Osmanlıyı karıştıran Vasilion, İzmir’i barıştırır sanki…

Yeni Zaman’ın orta vakti, yeni mahalleler kurma zamanıdır. Dinler karışmaya, karışık oturmaya başlar.

Ortodoks ile Yahudi’nin dahi evlerinin yan yana olduğu bu şehirde görülmüş ve dünya buna şaşmıştır.

Yeni Zaman’ın ırgat milleti kumpanyalarına, imalathanelerine yakın mahallelerde ev bakar, gider tutar; gün olur yeni mahalleler kurulur, gider orayı mekân tutar.

Aynı tezgâhta çekiç sallayanlar yek diğerinin dinine, diline pek bakmaz.

Darağaç ırgatlarının kimi Aya Konstantaniyye (7) derler yeni kurulmuş mahallede, şimendöfer kumpanyası ırgatlarının kimi gelir Basmane’ye yakın mahallelerde oturur.

Eski-yeni, karışık-barışık her mahalle muhabbetinde Vasilion baş köşedir. Sevinen de vardır, üzülen de, muhabbeti bırakıp uzaklara dalıp giden de…

Meselâ Şimendöferciler Kıraathanesi muhabbetleriyle sabittir ki, Aya Vukla zangocu Vasilion’a sevinmez, sırtındaki Karakapı Camii (8) müezzini elbette sevinmez, az ötesindeki Sonsol Havrası (9) “Gabbay”ı (10) düşünür durur…

Makâri (11), İnşallah huzurumuz bozulmaz komşu …”

Ekmek teknesi dip dibe olanın, fakirhanesi yek diğerine yaslananın, ibadethanesi komşu olanın Yeni Dünya hallerine bakışı yakın olur…

Her dinden esnafın, sanatkârın Eski Mahkeme Önü’nde, Ali Paşa Meydanı’nda, Bit Pazar’da, Baş Oturak’ta (12) dükkânları dip dibe, karşı karşıya olanların duaları ortak olur…

Yeni Zaman icadı Frenk Sokak’ta bile, az olsa da İslâm millet vardır artık.

Yeni Zaman’da İzmir milletleri yaklaşmaya koyulmuştur ki birbirine..

Şekerciler Çarşısı, Çancılar Çarşısı, Bardakçılar İçi, Demirciler Çarşısı, Taşçılar Çarşısı, Sandıkçılar Çarşısı her dinden İzmirli usta, kalfa ve çırakların selamlaştığı, yardımlaştığı, birbirine takıldığı ve hatta kimi vakit çırakların can yakasıya dalaştığı yerlerdir.

Çarşı’da adettir, edeptendir, ilk siftah eden ikinci müşteriyi komşusuna yollar, dili ayrı, dini ayrı demez…

Öyle yapmakla işin bereketinin artacağına inanır, vicdanı rahatlar; öyle yapmaz ise Çarşı ona kötü gözle bakar, rahatı kaçar…

O çok dinli, o çok dilli, ahenkli çarşı pek şaşkındır, bir süre bıçak açmaz ağzını dükkân önüne iskemle atanların.

Dar zamanda usta ustaya muhtaçtır. Podyaları bellerine dolayan ustalar üç dükkân öteye, aksakal (13) ustanın yanına varır: “Nereye varır bu işin sonu koca usta?”

Takılmayı seven adamdır koca usta, Hıristiyan millettendir, bilir ki bir tebessüm kayış misali gerilen sinirleri gevşetir:

Kul sikismez Hizir yetismez… Olacağına varır vre …”

Aldıkları cevap nereye çeksen gidecek cinstendir, gergin suratlar gevşer ve hep bir ağızdan başlar sallanır:

Olacağına varır… Olacağına varır… Bakalım Mevlâm neyler, eylerse güzel eyler” der işlerinin başına dönerler.

İslâm ustaları pek düşünceli döner işin başına… İki çekiç sallar duramazlar, dolar podyaları beline varırlar bir başka aksakalın yanına, bu İslâm millettendir, ona kulak verirler:

Fetih dedin toprağını aldın, devşirme dedin çocuğunu aldın, haraç dedin buğdayını aldın, vergi dedin, ümük sıktın, can aldın… İsa kullarının canına “tak” etti gayrı, yeter dediler, haklılar!..”

Aya Konstantiniyye’deki ırgat mahallattan çıkan Sakızlı ırgat Yorgo, Kos’tan ırgat Niko, Pazar ayininden sonra Aya Vukla’ya bakan kafene(14) önünde birer kadeh yorgunluk rakısı yuvarlarken, bir köşede dünyasına dalmış, kumpanyanın akıl küpü Usta’ya çekine çekine yaklaşıp ahvali sorarlar:

Bir akıl ver, bir yol göster bize ustam!

Kendim akla muhtacım, bende akıl ne gezer?

İki ırgat tebessümle süslü şaşkın bakar. Usta bilir ki tebessüm korku bastırır, heyecan yatıştırır, kafayı toparlar:

İzmir nereye gidiyor Usta’m? Tam da kumpanyada işe girmişken, tam da Hyotika Sokak’ta (15) ev bulmuşken, tam memlekete beş on para gönderirken, al başına belâyı!.. İstanbul hepimizi İzmir’den sürüp atmaya kalkar mı?.. Kalkarsa ne yapmalı, bize biraz akıl ver!..”

Usta’da akıl ele, el akıla bağlıdır… Peştamal kuşanan, ustalığa hak kazanan “Ben ustamdan akıl aldım” demez, “El aldım” der.

Az durun, biraz bekleyin, önümüzü görelim… Atina başını alıp gideli, Vasilion olalı elli sene bile olmadı… Konstantinapol ile Atina milletleri milletlerine karışmış iki payitaht… Karışan ihtimaldir ki barışır…”

Belli ki ırgatlar akıl arar, yetmemiştir ustanın dedikleri, usta noktayı koyar:

Ustamın adı Hıdır, elimden gelen budur.”

Son deyişi anlamayan Adalı ırgatlarda tebessümün söndüğünü, suratların donduğunu gören usta iyi bildikleri dile döner:

Avto boresa avto ekanate…”(16)

Usta, usta temkinini elden bırakmaz, lâkin kayıp topraklardan gelen haracın derdine düşenler; ayan, eşraf, ağa, bey, paşa, zabit her geçen gün nefreti mayalanır, daha bir hiddetli olur:

Kanlarımızla suladık, fethettik, … Sultanımızı bıraktılar Bavyeralı Otto’yu (17) sultan yaptılar, nankör bunlar! İslâm’a döndürmedik, diline dokunmadık, cizye aldık can bağışladık, nankör bunlar!..”

Yeni Dünya’nın yeni insanları dolanır olur orta yerde, yeni mektepliler denir, Hıristiyan millettendir. İslâm millet tek kitapla yetinir, uzak durur yeni mektep işine…

Mektepli dediğin sorana, sormayana akıl verir.

Fransız İnkılâbı, aristokrasiye karşı burjuvazinin inkılâbıdır…”
Çok dilli, çok dinli, çok renkli İzmir, mekteplinin bu iki renkli resmini pek anlamaz.

Hani İzmir’de ayan, eşraf, ekâbir kısmı var ya, hani onların paşaları, beyleri var ya, de ki onlar aristokrat…”

Yine iyi anlaşılmamıştır, sorulur:

Ya burjuva dediğin?

Tüccar, sanayi erbabı, banka, senet, sepet işleri yapanlar …”

İyi ama, bu şehirde bunların hepsi Hıristiyan!

Yani, her köşe bucakta her dakika bitiveren münakaşalara kulak verenler görür ki; sevineni de, üzüleni de, anlayanı, şaşıranı da vardır Yeni Zaman’da yaşama ve sınır şehri olma halinin.

Hakikati münakaşada aramaktan bıkacak gibi değildir şehir. Saklı masallardaki hakikatin kaya kovuklarında, kuytuların gölgesinde kalanını arayan, lâf minderinde el ense çekenin, ezberde inat edenin oyununa gelmez ekserisi.

Kerhane yetmedi, bir de bunlar. Yunanistan’da krallık, şehirde burjuvazi… İşte budur kıyamet alameti!

Usta ezberciye de pabuç bırakmaz:
Boş ver uçkuru, peşkiri, verhaneyi, kerhaneyi, sensin esas kıyamet alameti!
Hıristiyan İzmirli suyun iki yakasının arasında kalmak istemez.

İme Ortodoksos apo tin Zimirni…”(18)

İme Ortodoksos apo tin İyonya…”(19)

Üç semavi dinin, cümle inançların arasına sanki bir yeni din doğup gelir sorgu sual etmeden…

İzmirliyim” demek kabul görmez olur Yeni Zaman’ın yeni dininde…

İzmir her seher, her akşam nereye gittiğini anlamak için güneşe döner, eller göğse kavuşur tapar gibi… Yıldıza döner hava, akıllar ayaz keser, isli billurdan demet demet süzülen eski renkler düşmez olur şehrin damına…

Sabah namazından çıkan ustalar, bedestenin, arastanın, çarşının dua kubbesi altında toplanır, dualarında bereketten evvel huzur ister olur. Kahveci askısında gelen çaylardan evvel hep bir ağızdan seslenirler:

İzmir’in güneşi değişti!.. İzmir’in yeri değişti!..

Ustalar ilk yudumda aksakala döner:

Kıyamet alâmeti midir bunlar ustam?..”

İzmir’in ebruli halleri değişti!..”

Giden zaman, giden masal geri gelmez! Lâkin ihmalden gelme, kıymetini bil, masaldan kalanlarla akıl mayala!..

Bin yıldır su ile kavuşan milletler, su ile ikiye yarılmıştır.
İzmir milletleri de değişir mi usta?

Bunu deme, bu tam kıyamet olur. İzmir’i İzmir yapan hem dinleri, hem dilleri… ”

Karalar bağlamış kafarotlu (20) dulların çarşısı, ustası yoktur. Evlerinin bodrumuna iner, sandık dibini deşer, çeyizden kalma sararmış masallar ararlar, ilaç için zırnık masal bulamazlar.

Kara çarşafı bürünür dullar, mabetlere koşar, papazın etrafını sarar, sorarlar:

Yeni Zaman nasıl zaman? Bir din iki patrik olur?!

Olmaz!” der papazlar, ama olur…

Papazlar, hahamlar, imamlar olmaz derler, ama olur.

Derdine deva bulamayan dullar, Ballıkuyu’yu yokuşunu tırmanır, son çare varır namlı aksakal Godya’yı arar bulurlar.

İslâm ile İslâm, Hıristiyan ile Hıristiyan olan, her din ile her dil ile barışık, taşın da kuşun da dilinden anlayan kara Godya’yı (21) Kale kuytularında zor görür, zor bulurlar:

Yeni Zaman dedikleri, hayır mıdır, şer midir, söylesene koca Godya?

Yerden kalkmayan kan çanağına dönmüş gözler, ağız açmadan konuşan davudi sesin ettiği iki yarım cümledir:

Beni toprağımdan söken zaman sizi de yakar!.. Ayağınızı denk basın!..”

masal dibi:
(1) Yunanistan Krallığı.
(2) Fransız İnkılâbı.
(3) Namazgâh: Bayramlarda ve önemli günlerde kalabalıkla namaz kılınan alan. Agora kazılarından önce, bu alan namazgâh olarak kullanılmıştır.
(4) Varyant’ın tırmandığı tepe.
(5) Anatoli: yun. Doğu.
(6) Mahalas: smyr. Mahalle. Mahalat: Mahalleler.
(7) Günümüzde Yenişehir (Tepecik).
(8) Karakapı Camii: 1286 Sokak üzerinde.
(9) Sonsol Havrası: 1274 Sokak üzerinde.
(10) Gabbay: Sinagog işleri görevlisi.
(11) Makâri: yun. İnşallah.
(12) Günümüzde Başdurak.
(13) Meslekte yaşça, kıdemce ileride ve yetenek bakımından üstün niteliğe sahip olan kimse.
(14) Yun. Kahvehane.
(15) Sakızlılar Sokak: Günümüzde 1225 sokak (Genelev sokağı.)
(16) “Ustamın adı Hıdır, elimden gelen budur” sözünün Yunanca karşılığı.
(17) İlk Yunanistan kralı, Bavyera kralı I. Ludwig’in oğlu.
(18) Ben İzmirli Ortodoks’um.
(19) Ben İyonyalı Ortodoks’um.
(20) Kafarot: Kadınların saçlarını topladığı file.
(21) Godya: Köle ticareti ile tütün ve pamuk tarımında çalıştırılmak üzere Afrika’dan getirilenlerin doğal önderi.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s