Ustalar çırağı sınar: Güneş her seher hep aynı yoldan mı çıkar gelir?!

KERHANES !.. İŞTE KIYAMET ALÂMETİ !..

Seher yelidir, estikçe eser, zıvanadan çıkarır, akıl bırakmaz gemicide o sihirli nefes:

Nea Zoi!”(1)

Güvertede dört dönen gemici bedeninde mayası kabaran bir büyüdür o:

Nea Zoi!”

Kuvveti kudretten bir sedaya kanat açar Napoliten hava, bütün tayfayı raksa kaldırır ve tuzlu dudaklardan bir ilahi sesleniştir güneşe:

Ma n’atu sole
Cchiu’ bello, oi ne’
‘O sole mio
Sta ‘nfronte a te
‘O sole, ‘o sole mio…
sta nfronte a te … sta nfronte a te
.”(2)

Nif’ten doğan güne sade serenat kesmez gemiciyi, her limanda olmayanı ister, Aziz Nikola’ya rüşvet teklif eder gizliden gizliye:

Ah ayağım toprağa bir değse, nice mumlar yakarım sana ey Anaların Anası!..”

Ah damağımın hasreti taze teri bir tatsam, bir mum daha yakarım sana!..”

Ah ki ne ah! Islak rüyalarımdan kaçmış sureti soluk o belâlı huriyi tenhaya çeksem, terim terine sarılsa, dünyayı yakarım senin için Meryem Ana!..”

Zaman o zamandır, buhara kesmiştir Körfez; Liverpool, Rotterdam, Marsilya misal limanlardan palamar çözüp; İskenderiye’den, Batum’dan kalkıp İzmir’e varmak iş değildir.

Ancak;..

Sancak Karaburun, iskele Foça dedikten sonra Karantina’ya (3) varasıya sinede kopan fırtınaya dayanabilen benim diyen gemici beri gelsin!..

Hele Sancak Kale (4) geçilirken işaret parmağını kırıp işmar eden, göz eden, “gel, gel” diyen işvekâr Temaşalık servileri senden kaçmaya başlamaz mı… Sudan kaçan istim, deli rüzgârdan hamile yelken nafiledir; uskur tornistan eder sanki, sanki rüzgâr baştan kıça eser, hepten zıvanadan çıkarır hasretzedeyi!..

Bu hâl, ta ki ırgattan (5) boşalıp pür telaş suya dalan çıpanın peşi sıra akan zencir, hasret bedene kavuşma şarkısı çalasıya, bakla bakla nağmelerle dibe inesiye dur durak bilmez.

Çıpa iner, yuva bulur oturur, zencir boşluk alır gerilir, tekne rüzgâra verir başını, öyle kalır…

İşte o an tekmil serviler tuzlu dudakları öper göğe uzanır, hasret bedenler şehre teslim olur.

İşte o an gemicinin şehre kavuşma anıdır:

“… O sole o sole mio
sta nfronte a te … sta nfronte a te…
”(6)

Malûm, Nif’ten göz kırpan güneşedir bu serenat; güvertenin ziftli meşe kaplamalarını dahi oynatan İzmir güneşine…

İzmir güneştir, bu bilinir ve bilinir ki bir Amazon şehridir ve bu rivayettir ve bu rivayet yüzünden pek cilvekârdır ve kavuşmada nazı da, eziyeti de bir o kadar çoktur.

Şarkılarla raks edip “Ben geldim!” diyene şarkılarla şakıyıp “Hoş geldin” demek Eski Zaman usulündendir. Lâkin vakit sabahın körü!..

İmam efendi taze kıldırmıştır sabahı, eski limanın hisar taşlarına oturan cami avlusundan Kale’ye kadar varıp dönen hicazkâr ile karşılar gemici gönlünden gelen selâmı:

Visâli yâr ile mest ol hayâle dalma gönül
Dudaktan iç meyi, cana elinden alma gönül
…”(7)

Elde değildir, şarap ıslağı dudaklar güverteden şehre uzanır içecekmiş gibi, karantinadan kurtulup palamar bağladığında kimse tutamaz, gider dudaktan içip mest olmaya…

Her gemicinin her limanda bir aftosu (8) olur derler, yalandır, işte o yalan kızdırır gemiciyi, densizliğe öfkelenir, söylenir:

Aftos piyastosa (9) ayıracak zaman, harcayacak mangır nerdeee!..”

Hâl böyle olunca, zamandan fukara, cepten kesat gemici, ayağı toprağa değer değmez seyirtir oraya:

Gemiciler, ilk hedefimiz Nea Zoi’dir, marş marş!..”

Pek manidar bir Yunani isimdir; resmi defterlere tam tercümesi düşülür: “Nea Zoi: Yeni Hayat.”

Yeni İzmir ve Yeni Hayat… Yeni Zaman’da yeni hayat içindedir şehir.

Ağızlara çiğneyecek lâf lâzımdır, sanki Yeni İzmir’de yeni olan tek oymuş gibi, peyke üstü erkek çekiştirmelerinde, kafes ardı kadın muhabbetlerinde başköşeye hep o kurulur oturur:

Nea Zoi!..

Lâf peykede, kafeste kalmaz; çan kulesinin son sahanlığından minare şerefesine gider gelir; zangoç ile müezzin, imam ile papaz oturur bir yol arar:

Medet ya Yeni Zaman, bul buna bir çare!..”

Frengi derler bir kıran girer yoksa şehre, yamru yumru suratlar dolar şehre, yara bere içinde gezerler, kaçacak delik bulamazsın!.. Medet ki ne medet!..

Ustalar saklı masallardan kalanı döker ortaya, masalda çare arar:

Yetiş ya Hazreti Hızır! Yetiş ya Ay Yorgi!..”

Ne kaya kovuklarında saklı masallardan bir aksakal çıkar Hızır gibi imdada gelir, ne hünerli usta aklı yeter Yeni Zaman işinin içinden çıkmaya.

Kul sıkışmış, lâkin medet olmadık yerden çıka gelmiştir:

Kurtarsa kurtarsa “kerhanes” (9) kurtarır bu şehrin namusunu!..” der kimi çâre-saz (10) Frenk diyar görmüşleri, bıyıksız dudak altı gülüşle çorbacı (11) ve şehir çaresiz kulak verir söze, sorar:

Kerhane” nedir, nerde bulunur, nasıl alınır?!

Yeni İzmir tarafında, eski Kordon (12) üstünde, verhane (13) derler Eski Zaman mirası ince uzun tüccar ardiyeleri arasına büzülmüş bir sokaktır “Kerhane Sokağı”, millet utanır söylemeye, Nea Zoi sokak der.

Yeni Zaman’da azalmaya koyulan verhanelerin bir ucu denize uzanır, iskeleye varır, diğer ucu dar sokaklara açılır, Körfez’e demirli gemilerden çekilen türlü malları hamallar verhanede istifleye dursun, develere yükleye dursun, o saat cümle gemi tayfası Nea Zoi’ye damlar, kurt döker!

Verhane ve kerhane, seste ahenkli içi içe iki mekândır ki, bilmeyen karıştırır. Zimirneyka’ya uzak millet gemicileri lafı yanlış anlar, sık sık kerhane diye verhaneye düşer, kimi zor çıkar, kimi kaçar kurtulur oradan…

Sakın kerhane deme, kerhane mahalas (14) de, verhane deyip karıştırma!..”

Yeni Zaman, bir yandan verhaneleri azaltır, öte yandan iş hanlarını, dükkânları, yeni hüner mekânı imalâthanelerini ve Yeni Hayat sokakta kerhaneleri arttırır.

Tayfa, hamal, arabatzis (15) kısmı ekseri bekiaristir (16); Rodos’tan, Sakız’dan Midilli’den şehre akan kumpanya ırgatları ekseri ergenistir (17). Pontios, Kürdistan delikanlıları silme bekiaristir.

Bekâr, ergen fark etmez, başı bağlı olan dahil evden uzaktır, “kurbeti”dir (18) tekmil gemi “liguris”tir (19).

Yani, buhar vaktidir, şehre ırgat akar alayı bekârdır…

Yani Yeni Zaman’dır, İzmir bekârı bol şehirdir…

İzmir’de Nea Zoi sokak karyola (20) dolar, İzmir’in adı çıkar.
İşte bu kıyamet alametidir!..” der kıçı peykeye yapışık çok bilmişler;

Nereden çıktı bu kerhane dedikleri?!”

Kerhane; davacis (21) nam efendilerin, başlarına çaça nam patrona (22) dikip, para alıp karyola köleler ikram ettiği yerdir.
Ya uzak dağ köylerinden kaçırılan bir kız, ya Esir Pazarı’ndan ucuza kapatılan bir dil bilmez Gürcü dilber, ya gözden düşmüş bir odalık, ya zar zor bir araya getirilmiş drahomasını dolandiriciz (23) damat kurbanı düşkün Rum Despina olur karyola.

Nea Zoi’de zinhar İslâm köle olmaz ve aslı İslâm ise dahi İslâm ismi taşımaz.

Yeni Zaman’da, İzmir’in sokakları, sokak araları, sokak kalabalığı değişir…

Şehir sokaklarında eller uçkurda volta atan nüfus azalır, ağızlarda bir yeni küfür pek çoğalır:

Kerhaneci!

Gemici ağzının bu okkalı küfrü şehrin her yanını mekân tutar, Yeni Zaman’da İzmir’in küfrü değişir, şehrin ağzı bozulur…

Kerhaneci!”

Sinkaf (24) etmeden iki lâfı bir araya getiremeyen sakalı duasız cami avlusunda, keçi sakalı kırçıl kilise avlusunda Yeni Zaman küfrüne ahkâm keser,:

İşte bu kıyamet alâmeti!..”

Hançeresinde Napoli türküleri, hayalinde karyola, koca kaya ardındaki karantina mekândan kurtulup, bir telaş kerhaneye damlayan, o dakika kurdunu döken gemici, nedendir acep daha uçkurunu toplamadan kuşluk vaktinde bir koşu meyhaneye sığınır?

Niyedir bu acelen tayfa?

Tende bulamadığını meyde aramak ihtiyacıdır belki, belki hayaldeki sureti soluk huriye ihaneti unutmak arzusudur gemiciyi bir an evvel serhoş hayallere koşturtan, bilinmez.
Bilinmez, çünkü insan insanın içini bilmez, bilemez…

Gemici kısmı ekseri kuytu sokaklarda zula mekân arar piyiz (25) için.

Kordon kafelerine, kulüp madamalarına içi gitse de, öyle yerlere girmez, giremez, koyu renk mecburidir…

Yedi kıtayı harmanlar iken smokin kostüm taşıyacak değilim ya liman be liman!..”

Çoğu, bilhassa Angilikan ve Protestan kısmı, ki diğerlerine bakarsan bunlar kilise kapısından pek girmez, cümle İzmirli o yüzden Felemenk ve İngiliz gemicilere mason, kiliselerine de mason kilisesi der; İngiliz Konsolosluğu arkasına, İngiliz İskelesi Sokak ve Saklı Cadde (26) barlarına takılır onlar.

Latin millet Frenk Sokak’ta, Lazarist pederlerin yeni kurdukları mektep arkasında ve Azize Maria (27) kilisesinin civarında eyleşir.

Hele Hollanda Kilisesi (28) civarından ayrılmayan Felemenk gemiciler bir acayip dilde konuşurlar ki, tuzdan kavrulmuş gırtlakları hep hırıltılı ve horultuludur sanki. Bunlar kimseye dert anlatamaz, o yüzden pek huysuz olurlar.

Ahtıntahtıh!..” (29)

İzmir dil sever, çok dillidir, lâkin İzmir dillerinin hiçbirine benzemez bu Felemenk diline pek uzak durur. O kadar uzak durur ki, onların dilinden tek kelime katmaz Zimirneyka lisana.

Rus tayfalar Moskof Sokak’tan (30) başkasını bilmez, votka derler içtiklerine, oturmaz, ayakta, kendi koltuk tavernasında votkadan başkasını içmez! Koca bardak dolusu votka bir dikişte yuvarlanır:

Zdarovye!..”(31)

İzmir Meyhane Boğazı’ndan Frenk mahalle tarafına yayılan meyhaneler, bitirimhaneler, bar namı altında yeni mekânlarla dolar…

Kerhane yetmedi, bir de bunlar. İşte bu kıyamet alameti!..”

Her milletten gemici geç saatlerde Meyhane Boğazı’na sataşır, cıngar çıkarır, naralar atar, etrafa ziyanları dokunur. Çoğu zaman sabahı Hisarönü’nden Çiviciler’e çıkan köşede, Kantar Karakol’da (32) ederler ve son çuvallarla beraber küfelerle yüklenirler gemilere. Palamar çözüp vira ettikten sonra umurlarında değildir arkada bırakılan kerhane, gece ve uzaklaşan şehir.

Arkalarından sallanan mendil yoktur, lâkin edilen lâf çoktur:

İşte bunlar hep kıyamet alameti!..”

Vapur Papaz İskelesi’ni (33), Menemen İskelesi’ni s(34) sancakta, Sancak Kale’yi iskelede bırakır, batan günün ufkuna karışır gider.

Güverteye kova kova su dökerken der döker tayfa tayfaya:

Ayde vre, bir ay mı geçer, üç ay mı geçer su üstünde, geçmez malaka günleri!..”(35)

masal dibi:
(1) Nea Zoi: yun. Yeni Hayat.
(2) Napoliten şarkı: it. Ama başka bir güneş daha vardır, o daha da güzeldir/ O benim güneşimdir, karşımdadır/ Benim güneşim, benim güneşim/ Karşımdadır, karşımdadır.
(3) Karantina: Şehir merkezi ile bağlantısı gerek denize uzanan kaya kütlesi, gerek kıyaya paralel yükseltiyle kesilen dar kıyı şeridine 1846 senesinde bir “karantina” binası (Mithatpaşa Meslek Lisesi yanına) yapılmasıyla Karantina adıyla anılan semt. Bugün Küçükyalı.
(4) Sancak Kale: 16.Yüzyıl sonunda yapılan, günümüzde Narlıdere’de askeri alan içinde kalan kale. Yenikale diye de bilinir.
(5) Irgat, burada “işçi anlamında değildir. Irgat kökünden gelir ve bucurgat ( Gemilerde ve yapılarda yatay kollarla ve birkaç kişi tarafından çevrilen düzenek) anlamındadır.
(6) Benim güneşim, benim güneşim/ Karşımdadır, karşımdadır.
(7) Hisar Camii imamı Râkım Elkutlu bestesi hicazkâr şarkı:
Yare varmakla kendinden geç, başka şeylere dalma
Şarabı dudaktan iç, sevgilinin elinden alma.
(8) Aftos: rum.argo. Gönül eğlendiren (kadın). Aftos piyastos: Aftos piyasası.
(9) Kerhanes: Smyrneika-İzmir Rumcası; Kerhane, genelev.
(10) Çâre-saz: fars. Çare bulan.
(11) Çorbacı: Hristiyan ileri gelenleri.
(12) İkinci Kordon. Öncesinde kıyı boyu iken, dolgularla arkada kalır ve Paralel Sokak adını alır.
(13) Verhane (Ferhane): Smyrneika(smyr.) Bir tür depo ve İşhanı. Frenkhane de denir.
(14) Mahala(s): Mahalle; yun. Sinikya.
(15) Arabatzi(s): smyr. Arabacı.
(16) Bekiari(s): smyr. Bekâr.
(17) Ergeni(s): yun. Bekâr.
(18) Kurbeti:smyr. Gurbet, gurbetçi.
(19) Ligouiri(s): yun. Abazan.
(20) Kariola: yun. Orospu.
(21) Davacis: yun. Pezevenk, kavat.
(22) Patrona: yun. Genelev patronu, çaça.
(23) Dolandirtsiz: smyr. Dolandırıcı.
(24) Sinkaf: Arap alfabesindeki “sin” ve “kaf” harflerini yanyana getirerek, Türkçe’de “s” ve “k” harflerini içeren eylemi ifade eden küfrün üstü örtülüsü.
(25) Piyiz: smyr. (yun. “pino” içmek fiilinden gelir) İçki içmek, kafa çekmek.
(26) İngiliz İskelesi Sokak: Günümüzde 1383.sokak; Saklı Cadde; Geçmişte İngiliz İskelesi Sokak’ın devamı olup, günümüzde bir kısmı Rektörlük binası içinde kalan ve devamı 1377.sokak olarak devam eden yol.
(27) Lazarist Koleji ve Azize Maria Kilisesi: Günümüzde Ticaret Lisesi ve karşısındaki 1351.sokak içinde kalan kilise.
(28) Hollanda Kilisesi: 1374.Sokak üstünde, günümüzde Aya Fotini Kilisesi olarak hizmette.
(29) Achtentachtig: Seksen sekiz.
(30) Moskof Sokak: Meyhane Boğazı’na bağlanan kısa bir sokak.
(31) Zdarovye: Sağlık (sağlığına).
(32) Hisar Camii önünden Fevzipaşa Bulvarına çıkan sokağın köşesi. Karakol günümüzde Pasaport İskelesi’nde.
(33) Papaz İskelesi (PapaScala): Günümüzde Bostanlı Vapur İskelesi ve civarı.
(34) Menemen İskelesi: Günümüzde Mavişehir sahiline denk düşen bir meyva-sebze iskelesi.

(35) Malaka: Masturbasyoncu.
foto 1: İç Liman, 2: Körfez’de gemiler.

masalı 10: KERHANES !.. İŞTE KIYAMET ALÂMETİ !..” üzerine 2 yorum

  1. Efendim, daha artık beni şaşırtacak yeniye bir maharet erbabı çıkmayacak sanırdım; bilhassa yazın sahasında. Yanisi meftun olma hassam nicedir mecalsiz kaldı sanırdım. Çok geç oldu ve fakat, yine de şükür rast ola geldim size! Ömrünüze bereket kıla hayat ve daha nicesini yazasınız, o varidatı bizlere ve sonrakilere bırakasınız. Mimarlığınızı da çok merak ederim de kafam basmaz! Ancak bir başka hayranlık sahasıdır namıma… Ne güzel, ne güzel; dilerim dünya gözüyle gözgöze geliriz…

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s