DEĞİŞEN DÜNYA

– Her yıl 6 Milyon hektar 60 milyon dönüm) verimli tarım alanı kuraklık, erozyon vd. nedenlerle çöle dönüşüyor. 21 Milyon hektar alan verimsizleşiyor, çölleşmeye aday duruma geliyor.              

Çölleşme tarım alanlarının yok olmasına, kitlesel açlığa yol açıyor. Çölleşme şimdilik Afrika’nın, Asya’nın ve Latin Amerika’nın kuru tarım alanlarında gözleniyor. Çölleşmenin yanı sıra erozyon ve aşırı kimyasal gübre kullanımı verimli toprak kaynağını yok ediyor.

1950-1985 Arasında Dünya tahıl üretimi %2,7 artmıştır. Bu artışta ağırlıklı alan Kuzey Amerika’dır. Hem üretim artış oranında nüfus artışına kıyasla düşüş gözlenmesi, hem de belli gelişmiş ülkelerde oluşan tahıl dağları beslenme sorununda global krizin nedenleridir.

  • Her yıl 11 milyon hektar orman yok oluyor. Dakikada on altı futbol alanı büyüklüğünde tropik yağmur ormanı yok ediliyor.              

Ormanlar, özellikle de tropik ormanlar dünya iklim dengesinde büyük önem taşıyor.

Büyük çaplı orman tahribi her geçen yıl artan kuraklığın temel etkenlerinden biridir.

  • Her geçen yıl artan ölçüde özellikle sanayi kuruluşlarınca atmosfere salınan kükürt ve azotlu bileşiklerin yol açtığı asit yağmurları gelişmiş ülkelerden başlayarak dünyayı kaplıyor, .Asit yağmurları ormanları, toprağı, suları ve tarihi eserleri tahrip ediyor.
  • Fosil yakıtlarn yanmasıyla atılan karbondioksit miktarı doğanın dengeleyebileceğinin çok üstüne çıktı ve bu miktar her gecen gün daha da artıyor, atmosfer karbondioksit yoğun bir karakter kazanıyor. Yüzyıl başından bu yana %8 olan artış oranı hızla yükselme eğiliminde.

Atmosferde karbondioksit yoğunlaşması atmosferin bir sera gibi ısınmasına yol açıyor. “Sera etkisi”‘ kuraklıkta ve dolayısıyla çölleşmede temel  etken oluyor.

Sera etkisiyle ısı ortalaması 2 derece santigrad arttığında Dünya’yı; kutup ve doruk buzullarının çözülmesi (Güney Kutbu’nda kırılmalar başladı),   okyanusların 65-68 santimetre yükselmesi ve dolayısıyla yerleşim alanlarının % 70’inin sular altında kalması felaketi bekliyor. Eğer karbondioksit atımı düşürülmezse gelecek yüzyılın ortalarına doğru bu sonuç kaçınılmazdır.

Buzulların erimesi Dünya’nın kütle dengesini de değiştirecektir. Kütle dengesinin değişmesi dünya- ekseni açısının değişmesine, dolayısıyla Dünya’nın kendi çevresinde ve güneş çevresinde dönme sürelerinin azalmasına yol açar.  Bu. mevsimlerin değişmesi, gece-gündüz sürelerinin değişmesi, büyük tektonik olaylar, salt mikro organizmaların yaşam alanı bulabildiği biyolojik bir felaket demektir. Bu gidişle bu felakete 100 yıl ya da daha kısa sürede ulaşılabilir.

  • Başta CFK’1ar (klorofloro- karbon) gazları olmak üzere çeşitli sanayi gazları ozon tabakasını tahrip ediyor, yeryüzüne daha çok ultraviyole ışınları sızıyor.

Sanayi gazlarının (özellikle buzdolaplarında, spreylerde vd. kullanılan CFK’lann) ozon tabakasını tahrip etmesi (delmesi değil, inceltmesi ya da zayıflatması), güneş ışımasından yayılan kısa dalgalı morötesi ışınlarının (ultraviyole) bu tabakayı aşarak yeryüzüne artan ölçüde sızmasına yol açıyor. Artan ultraviyole ışıması, kanserojen etkilerden yüksek gelişme düzeyindeki canlı yaşamım yok etmeye değin uzanan tehlikeli bir süreci başlatıyor.

  • Dünya kimyasal madde deposuna dönüşüyor; 70-80 Bin (1987) dolayındaki kimyasal maddeye her yıl 1000-2000 arasında yeni madde ekleniyor. Bunların 9680’inin gerekli ön test ve etki değerlendirilmesi yapılmıyor. Gıda sanayinde ve tarımda besin maddelerine doğrudan ya da dolaylı katılan kimyasal maddelerin miktarı hızla artıyor.

Hızla artan kimyasal maddeler yeryüzünü bir zehir deposuna ve doğaya dönmeyen artıklar çöplüğüne dönüştürüyor. Tarımdan gıda sanayine, kozmetikten temizlik maddelerine değin yaşamın her alanında – kullanılan kimyasal maddeler yaşamın her alanım geri döndürülmesi gittikçe güçleşen bir kirlenme sürecine sokuyor.

Kimyasal gübrelerin aşın kullanımıyla toprağın doğal dengesi bozuluyor, çözülen azot ve fosfat yeraltı sularını kullanılamaz duruma getiriyor; deniz, göl ve akarsulara karışarak bu sularda hızla yosunlaşma ve balçık oluşumuna da yol açarak canlı yaşamını yok ediyor. Deterjanlar ve öteki temizlik kimyasalları da benzer etkide bulunuyor.

Tarımda kullanılan büyüme hormonları, renk, koku ve tat verici maddeler, aynı türden gıda sanayinde kullanılanlar insan sağlığı üzerinde son derece olumsuz etkilerde bulunuyor.

Kimya sanayinin zehirli atıkları, nükleer santral kazaları ve radyoaktif sızıntılar, sanayi süreçlerinde ya da kimyasal çöplerin yakılmasında açığa çıkan (dioksin gibi) son derece zehirli ve ölümcül gazlar sürekli artan bir tehlike oluşturuyor.

Kimya sanayi gelişmiş ülkelerde yoğunlaşıyor. Bu ülkeler zehirli kimyasal atıklarını çeşitli yollarla başka ülkelere gönderiyorlar ya da açık denizlere, okyanuslara boşaltıyorlar. Bugün dünyada büyük tekellerle iç içe bir “çöp mafyası”ndan söz ediliyor.

Kimya sanayi ürünleri ve atıklarıyla toprağın, suların kirlenmesinde tüm canlıların sağlığında çok olumsuz etkilerde bulunuyor, yeniden doğaya dönmeyen kimyasal çöp dağlan oluşuyor.

  • Dünya, %90’ı gelişmiş ülkelerce çıkarılan tehlikeli atık madde deposuna dönüşüyor, 1984’te 325-375 milyon ton tehlikeli atık madde çıkarıldığı tahmin ediliyor, bunlar ya derelere, göllere, akarsulara atıyor, ya toprağa gömülüyor, ya çöplere karıştırılıyor ya da geri kalmış ülkelere “ihraç” ediliyor.
  • Yeryüzünde kimi biyolojik türler hızla yok oluyor. Son 60 yılda 76 hayvan ve yüzlerce bitki türü yok oldu. 132 memeli ve 26 kuş türü yok olmanın eşiğinde.

Türlerin yok oluşu ekolojik dengenin bozulmakta olduğunun habercisi olduğu gibi, ekosistemlerin işleyişinde bozulmanın da habercisidir. Çünkü kimi türler yok olurken kimi türlerde de aşın bir artış görülüyor. Örneğin yılanlar azalınca fareler artıyor. Tarımsal ilaçlar parazit yiyen yararlı böcekleri de öldürünce parazitler artıyor ya da bu böceklerle beslenen kuşlar azalıyor. Dolayısıyla kimi türlerin yok oluşu insan soyunun geleceği için de bir ‘erken” uyarı anlamı taşıyor.

  • Kimi biyolojik türler yok olurken insan türü hızla ve katlanarak çoğalıyor, Yüz yılımızın son on yılında aramıza bir milyar yeni dünyalının daha katılması bekleniyor. 1985’te 4,8 milyar olan nüfus 2000 yılında 6,1 milyara yükselecek. Bu artışın %90’ı gelişmişler dışında kalan ülkelerde olacak ve bunun %90’ının kentlere yığılması bekleniyor.

Bugün insan soyu yok olmuyor, tersine hızla artıyorsa, bu da sağlıklı bir işaret değil. Özellikle bu artışın gelişmiş bölgeler dışında olması çeşitli sorunları da beraberinde getiriyor. Bu artışta temel etken, ölüm oranlarında belirgin bir düşüş sağlayan sağlık hizmetlerindeki gelişmeyle birlikte yüksek doğum oranıdır. Bu ülkelerde nüfus artışı kentlerde yığılma, kötü barınma koşullan, yetersiz beslenme; işsizlik vb. sorunlara, toplumsal ve politik istikrarsızlığa kaynaklık ediyor.

  • Yeryüzünde ekonomik etkinliklerin önümüzdeki elli yıl içinde on kat daha büyüyebileceği kestiriliyor. Bu büyüme enerji üretiminde büyük artışlar gerektiriyor, Dünya toplamı olarak 1980’de 10 terawat (10 milyar kilowat) enerji tüketildi. Kişi başına tüketim sabit kalmak koşuluyla 2025’te 14 terawat’a, kişi başına tüketim gelişmiş ülkeler düzeyine çıkarsa 55 terawat tüketime çıkması bekleniyor. Nükleer eneıji, bilinen ve bilinmeyen pek çok kazanın yan ısıra, iki büyük kaza (Three Miles Island-ABD ve Çernobil-SSCB) ve radyoaktif atık sorunuyla risk olmayı sürdürüyor,

Artan ekonomik etkinlik artan enerji tüketimi demektir. Fosil yakıtlara dayalı geleneksel enerji tüketiminin “sera etkisi” gibi bilinen tehlikelerine ek olarak, henüz sonuçları tam olarak kestirilemeyen elektromanyetlk kirlenmeye yol açacağı biliniyor. Ayrıca katlanarak artan geleneksel ekonomik etkinlikler buna koşut atık artışını da getiriyor. Çünkü geleneksel üretim tekniklerinin temel özelliği aşın atık bırakışlarıdır. Bütün bunların toplamı bütün olarak ekosferi (biyosferi) çok olumsuz etkiliyor.

not: Yazıların tümü EKOLOJİ TEZLERİ  başlığıyla 10 Şubat 1991 tarihinde ADIMLAR dergisinde yayınlanmıştır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s