Yeni Zaman’ın her vaktinde her köy, her kasaba, her sancak, her vilayet aynı yolda ve aynı hızla yürümez, yürüyemez…

Ticarette dünya şehri olan, sanayide Akdeniz’de Marsilya ile yarışa kalkan şehir, Selanik ihtilalcilerinin “Türkçü-İslâmcı tek millet” faaliyetlerine, “31 Mart Gerici (!) Ayaklanması”na rağmen, hiç eğleşmeden, hızla kendi yoluna gider.

O yolda şehrin mühim dertleri vardır, başta gelenlerinden biri de “İslâm kadını”nın durumudur.

Yeni Zaman içinde Selanik ihtilalcileri Eski Zaman yeniçerileri gibi gidip saray basar, saray soyarken, Baha Tevfik, bu kadim “kadın” derdinin devasına soyunur. İzmir İslâm kadınlarını “11 Temmuz” gazetesine, gazetelere yazı göndermeye davet eder ve“11 Temmuz” gazetesinin ilk sayısında, “Kısmı Nisa” sütununda, “Feminizm Nedir”  diye meseleyi ele alır:

Vaktiyle kadının tahsilindeki fayda takdir olunmadıktan başka bunun gerek kendisi ve gerek cemiyet için zararlı olacağı zannedilirdi. Bu batıl itikat zamanımızda bile tamamıyla bertaraf edilememiştir. Asırlarca zavallı kadın dimağı yalnız ihmal edilmekle de kalmayıp kabiliyet ve kuvvetinin tahribi, fikir araştırma merakının yok edilmesi (için) ne zulümler görmüş ve körleştirilmek, kötürüm bırakılmak için lüzumsuz ve faydasız birçok şeylerle meşgul olma, kuruntu ve hayallerle geçinip gitmeye mecbur tutulmuştur…”(1)

Unutmayın, hatırlayın millet, sene Miladi 1908’dir!

Şimdiye kadar erkek kendisinin (evrenin merkezi) olduğuna inanmış-inandırmış ve kadının kendi çevresinde aynı ay gibi bir uydu olarak dönmesini görmeye alışmıştı. O; kadını … arzularına erişmek için özel bir araç olarak düşünüyordu. İstiyordu ki onu ya bir sevgili ya da evi bekleyecek hizmetçi gibi görsün…”(2)

İkiyüzlü ahlâk, kadın emeği, medeni kanun önünde kadın, kadının siyasi hakları…” gibi dertler art arda yazılarda işlenir. Baha Tevfik’e göre, ne kadar “hürriyet-adalet-müsavat” denilirse denilsin, kadınların eşitliği ve haklarından söz etmeyen bir hürriyet, bir meşrutiyet  tasavvur edilemez…

Bu yazılar İzmir’de, İslâm millet içinde bir “ilk”tir, belki Osmanlı coğrafyasında da meselenin adını yüreklice koyması bakımından bir “ilk.”

Diğer İzmir milletleri mi? Dert etmeyin, yüz sene evvelinden başlar ve kadın hakları konusunda epeyi yol alırlar.

Osmanlı’nın Yunani lisanlı ilk aylık kadın dergisi “Kipseli”(3) İzmir’de çıkar. Sene Milâdi 1845’tir.

Kipseli” Rum kız çocukları için “mektep” talebini başa alır ve başarır, dört sene sonra muradına erer.

Ermeni milletten Hayganuş Mark (4) Meşrutiyet’in yeniden ilânından bir sene evvel, “meşruti şehir” çekmiş olmalı onu, İzmir’e gelir, yerleşir. ”Arşaluys” (Şafak) ve ”Artzakank” (Yankı) gazetelerini yayımlar. Bu yayınlarda kadın köşeleri vardır…

İlk masaldan misal: “Gerçek midir, masal mıdır bilinmez, tek memeli okçular emanetidir ve… Asıl adı i Zmirni’dir  ve dişidir…”

                                                                          *       *       *

Eski Zaman’ın yeniçerileri Yeni Zaman’da saray basıp, saray soyadursun, hırsızlıkla “kahraman” oladursun, şehir yeni bir sese kulak verir; Yeni Zaman’ın yeni sınıfının gazetesi, bir “sosyalist” gazete ile tanışır…

“Ergatis”tir gazetenin adı, yani “Irgat”tır, “amele”dir, yani “İşçi” gazetesidir şehre seslenen…

Malûm, “Midilli adasının Mandamados beldesinden sipariş edilen anahtar teslimi zeytinyağı fabrikası imal edenlerin, amelenin, işçilerin şehri diye bilinir nice zamandır İzmir.(5)

Meşrutiyet Bayramı”nın hemen ertesinde doğar “Ergatis.”  Tesadüf bu ya Baha Tevfik’in “11 Temmuz” gazetesi gibi Ağustos ayında, 24 Ağustos’ta olur bu mânâlı doğum. 

İzmir işçi sınıfı içinde en kalabalık olanların, İzmir Rumlarının dilindedir, Yunanca seslenir “Ergatis.”

Haftalıktır, Pazar’dan Pazar’a ulaşır işçilerin eline…

Ergatis” adının üstünde; sağ elinde meşale, sol elinde çekiç olan bir işçi; altında “İşçi Halkın Gazetesi” yazısı vardır ve onun da altında üç isim sıralanır:

Mehmet Mecdet, Leandros Kokkinidis ve D. Kocamanis.”

Kardeşlik ruhu” okunur bu üçlemede; biri İslâm milletten, biri Yunan ana dilli Rum milletten, biri de Türkçe ana dilli Rum milletten, yani “Karamanlı” dediklerindendir. Yeni Zaman’da İzmir’in resmidir bu!

Bu arada “Karamanlı” kelimesi yanlış anlaşılmasın, bu kelime ne Konya’nın Karaman’ını, ne de Karaman Beyliği’ni ifade eder. Sadece “anadili Türkçe olan Ortodoks Hıristiyan” mânâsınadır.

Sakın ola kimse kalkıp, “Hımm, demek ki Türkmüş” demesin, yoksa “Mikropçu Doktor Nazım” zihniyetine düşer. Evvel Zaman’dan beri, Eski Zaman’da da, Yeni Zaman’da da Karamanlı milletin üstüne almadığı bir sıfattır, “Türk” sıfatı!

Gazetenin sahibi olarak görünen Mehmet Mecdet İzmir “inkılâpçı”larındandır. O da diğer yoldaşları gibi Meşrutiyet evvelinin zindanlarından geçer gelir. Gazetede ara sıra yazıları çıkar. Diğer iki isim gazetenin idarecileridir.

Ergatis”in bir güngörmüşü rehberi varır; Çürükçüoğlu Nikolaki. O da bir Karamanlı Ortodoks’tur. İzmir’in, elbette Doktor Nazım’ın “İttihad”ı hariç, hemen her gazetesine makaleler yazar, önde gelen bir hukukçudur ve “birlikte yaşama”nın en tanınmış savunucularındandır. Hani yeri gelir derler ya “Heykeli dikilecek insan” diye, Nikolaki öyle bir insandır.

İzmir’de nam salmış Evangeliki Sholi’yi bitirir, Almanya’da hukuk okur, Büyük Fransız inkılâbı’ndan “ihtilalcilik” dersi çıkaran “İttihatçı” kafa ile değil, “Fransız İnkılâbı, aristokrasiye karşı burjuvazinin inkılâbıdır…” hakikati ile İzmir’e döner…

Çürükçüoğlu, Tevfik Nevzat ile ortak avukatlık yapar. “La Reform” ve “İzmir” gazetelerinde sorumlu müdürlük yapar, çokça yazıları çıkar. İzmir gençlerinin hocasıdır. Şimdilik bu “masal insan”ı bu kadarcık tanımak yetsin.

Kocamanis “Ergatis”te başyazardır, “Selanik ihtilalci”lerinin neyi hedeflediğini iyi görür ve ona karşı Osmanlı işçi sınıfının “milletlerin kardeşliği”nde hassas olmasını ister. Yazılarında İzmir milletlerine seslenir:

Kardeşler, hürriyet ve anayasal vatandaşlık düşüncesi anavatanın menfaatinedir…” (6)Anavatan Osmanlı topraklarıdır.

Kocamanis, Selanik İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin “ihtilalci” kafalarına döner ve der ki:

“Siz felakete koşuyorsunuz ve bu düşünceleri (meşrutiyet) gerçekleştirmek istemiyorsunuz…” (s.7)

Ve devam eder, der ki:

” “Şimdi siz (İT) bütün milleti tehlikeye atıyorsunuz, nereye varmak istiyorsunuz? Ordunun hareketinin ardında yatan bir büyük millet mutlakıyyeti ise…”(8)

Kocamanis “bütün millet” der, Doktor Nazım “Büyük Millet” der. Malûm, büyük millet İslâm millettir.

Doktor Nazım’ın “ “Bugün Anadolu’da tahminen üç milyon Rum var, yani azınlıktasınız” sözü  tazedir, kulaklardan gitmez, daha önemlisi “Tabiat kanunları gereği aynı dili konuşan, aynı dine bağlanan yekvücut bir Osmanlılık…” hedefi hatırlardadır, akıldan çıkmaz.(9)

O sebepledir ki, Ergatis’in işçilere sunduğu siyasi program, sadece işçilerin değil, bütün toplumun seferberliğini şart kılan “bir arada eşit haklı yaşama”nın inşası programıdır. Çünkü “Ergatis”, Baha Tevfik, Şair Eşref, Çürükçüoğlu Nikolaki gibi çok milletli, ebruli bir Osmanlı milleti hedefindedir. 

Ergatis”, “31 Mart”tan sonra İstanbul’un Selanik tarafından “yeniden fethi”nden sonra, “aristokrasi”nin bertaraf edilmesi için burjuvaziyle birlikte mücadeleyi öne çıkarır. İstanbul’u basan, Yıldız Sarayı’nı soyan “Yeni Zaman Yeniçerileri”ne karşı bu ortak mücadeleyi şart görür!

“Ergatis”in rehberi, sahibi ve yazarları sade yazmak ve konuşmakla kalmaz, çevresinde halkalanmış işçilerle beraber, Meşrutiyet’in ertesinde kabaran “grev” dalgasını fiilen destekler. Meselâ Aydın hattı demiryolu işçilerinin grevinin ön safındadırlar, “grev” başarıyla sonuçlanır.

31 Mart” ertesi İzmir’e bir haller olur, sanki şehir İstanbul’a taşınır, İzmir dertlerini halletmiş gibi gelir pek çok güzel insana…

Meselâ Baha Tevfik, Hamit Suphi, Hüseyin Hilmi … Hamit Suphi “sosyalist”tir, ama “müftü”dür. Hüseyin Hilmi “iştiraki”dir, yani “sosyalist”, “İştirakçi Hilmi” diye namı yürür… Orada parti kurar, gazeteler, mecmualar çıkarır, üçü birden yorulmadan yazar, bıkmadan anlatırlar…

Ergatis”, “Osmanlı milletlerinin birliği ve kardeşliği”ni başa almakla beraber bir sosyalist gazete, işçi gazetesi olarak “kapitalizm”e karşıdır, bilhassa Mehmet Mecdet bunu yazılarında işler.

Yeni Zaman’dır “garabeti” çoktur. Meselâ, “Osmanlı ekabirleri; saray erkanı, beyler, paşalar, Selanik zabitleri kafasında olanlar” da “kapitalizm”e karşıdır.  Onlar, İslâm’dan gayrı Osmanlı milletleri, kapitalist üretim tarzının müteşebbisleri olarak ticarette ve sanayide ön aldıkları için, Mikropçu Nazım Bey kafasındakiler hep “kapitalizm”e karşıdır! Yani Müslüman olmayan kapitaliste, “Türk” olmayan kapitaliste yani…

                                                                           *       *       *

31 Mart-13 Nisan’dan sonra, yani Selanik İttihat Terakki Cemiyeti’nin ihtilal ve soygunu ertesinde İzmir’de bir “hürriyet, adalet, eşitlik ve kardeşlik” kitabı yayınlanır: Rehberi İttihad… Yazarı Müstecabizade İsmet.

Bu topraklarda basılmış, çocuklara çok milletli bir memlekette “medeni vatandaş nasıl olunur”sorusuna cevap arayan “ilk” ve “son” kitaptır bu

Müstecabizade İsmet İbrahim, Hukuk mektebini bitirir ve yazılarından ötürü 1901’de zindana atılır, ardından Midilli adasına sürgün edilir. Sürgün bitince Eski Foça’ya “iç güveyi” olur, bunu bilmeyen Müstecabizade’yi Foçalı sanır. İzmir’de avukatlık etderİzmirli hürriyetperverler, hukukçuları yazarlar arasında nam salar.

Bir senesi dolmadan iki baskı yapan bir ilk mektep kitabıdır “Rehberi İttihad.” Bu hâl, şehrin eşit haklı milletler olma arzusuna delildir…

Müstecabizade kitabında hiçbir dine üstünlük atfetmez.  Geçmişin hiçbir “feth”inde, günün bitmez harplerinden hiçbirinde şehit şerbeti dağıtmaz, gazilik payesi vermez. Nasıl versin? Farklı dinler bir arada yaşarken, sadece bir dini niçin yüceltsin?!

Birinci baskı İzmir’de, Köylü gazetesinin matbaasında, ikincisi Eski Foça’da, Keşişyan Matbaası’nda olur.  Düşünün bir kere, Ortodoks Rum çoğunluklu Foça’da bir matbaa, hem de bir Ermeni’ye ait matbaa! Bu hâl bile “çok dinli, çok dilli ortak hayat”a bir delil değil mi? Dahası, Keşişyanlar’ın İzmir’de de matbaaları vardır ve “11 Temmuz” gazetesi burada basılır! İzmir’in aklı yerinde insanları et ile tırnak gibidir…

Bu kitap” der güngörmüşler,” ilk mektep çocukları içindir, lâkin Harbiye’de okutulsa yeridir ki, Alman hocalar eliyle Selanik ihtilalcileri kafasında zabitler imal edilmesin!

Mesela “müsavat” yani eşitlik meselesini şöyle anlatır Müstecabizade:

Bu bize Allah’ın verdiği en muazzam haktır…

Yeni Zaman İzmir’i; ırgatı, kadını ve münevverleriyle, “çok dinli, çok dilli, çok kültürlü” yapısıyla, Selanik’in “tek dinli, tek dilli, İslâm-Türk kültürlü” hedefine karşı bir çıkış yoludur…

İhtilalciler”in cehenneme giden “tek istikamet”inden çıkış yolu…

Masal dibi: (foto: Ergatis gazetesi başlığı.)

  1. 11 Temmuz, sayı 2, 9 Ağustos 1908, “Kısmı Nisa, “Feminizm Nedir”. Fransız feminist  yazar “Odette Lacquerre” yapılan çeviri ilk saydan başlayarak devam eder.
  2. Age.
  3. “κυψέλη” (Kovan), 1 Mayıs 1845’te Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk aylık kadın dergisi olarak  çıktı, 34 sayı yayınlandı.
  4. Hayganuş Mark (Markar ,1885-1966), 1905’te eşi Vahan Toşigyan’la birlikte ”Dzağig” (Çiçek) gazetesinin yönetimini üstlenerek onu bir kadın dergisine dönüştüren Ermeni yazar.
  5. bk.masal 7.
  6. Ergatis, Ileana Moroni, Libra Yayıncılık, 2010, s.62
  7. age. s.62
  8. age. s.63.
  9. bkz. masal 25.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s