Hep bize musallat olmuşlardı. Bizim vücudumuz medeniyet için, insanlık için bir ayıptı. Bizim dinimiz ilerlemeye maniydi. Bizim ırkımız kirli idi. Bizi Avrupa’dan kovmak, Türklerle beraber bütün İslâm alemini zillet ve mahkumiyet altında yaşatmak lâzımdı. Kendi memleketlerindeki, başka yerlerdeki fenalıkları görmezler de bizdeki ufak bir şey için müdahale ederler, her gün hakkımızdan, hikmetimizden bir zerreyi kemirirler, canlı vücudumuz üzerinde operasyon yaparak koca koca parçaları koparırlardı. Ve biz, kalbimizde ister istemez zapt edilmiş bir hissi … , yumruklarımız sıkık, fakat aciz, sakat ve batmış, içimiz yana yana mırıldanırdık:

  • Ah birbirlerine düşseler, ah birbirlerini yeseler!

Evet, işte bugün birbirlerini yiyorlar ve bu, Türkün ahıdır. Ne denirse densin eşyanın tabiatında, olayların gidişinde bir esas bir adalet vardır ki, nihayet tecelli ediyor, mazlumların, mağdurların yüzlerini güldürerek, kalplerine bir teselli açılması veriyor.

Bilhassa son Balkan savaşında Avrupa’dan en derin tahammülleri ve işi üstünden atmayı bile bir isyan hissi ile kudurtacak derecede haksızlıklar ve zulümlerle karşılaşan biz Türkler ve Müslümanlar için işte böyle bir teselli ve sevinç dakikası çalmış, haksız ve zalim Avrupa’dan bizim intikamımızın alındığı gün gelmiştir. Çünkü bugün Avrupa, yaradılışın başlangıcından beri dünyanın görmediği müthiş bir kan ve ateş seli içinde boğuluyorsa, buna son Balkan savaşları sebep olmuştur. Şüphe yok ki bir taraftan Cermen ve Slav ırkları arasındaki rekabet, diğer taraftan Fransızlarla Almanlar arasındaki düşmanlık bütün milletleri böyle kanlı bir boğuşmaya doğru sevk ediyordu. Fakat tahrip vasıtalarının en müthişleri ile donanmış on, on beş milyon askerin birbirleriyle boğazlaşması medeniyet için o kadar müthiş bir felâket oluyordu ki her tarafta hummalı bir hazırlık devam etmekle beraber kimse böyle bir kıyamet gününün gelip çatacağına ihtimal vermiyordu. Fakat Türklere karşı zulmü ve tecavüzü o kadar arttırdılar ki bu yaptıkları fenalıklar onları zorla bu kan ve ateş cehennemine sürükledi. Agadir vakası (1) neticesinde Almanya ile Fransa Fas’ı paylaştıkları zaman, İtalya’nın Trablusgarp’a tecavüz etmesi için yolu açmışlardı. Denk kuvvette olmayan bir düşmanla zavallı Araplar ve Türkler aylarca uğraştılar. İtalyanlar bir türlü sahilden içeriye giremiyorlardı. Harp ile alınamayan memleketimiz nihayet hileyle elimizden alındı. Başımıza bir Balkan İttifakı vücuda getirilmişti. Daha mühim bir tehlikeye karşı koymak mecburiyetinde kalan biçare Türkiye İtalya ile derhal barışa mecbur olarak Balkan şakilerinin tecavüzünü def etmeye hazırlandı. O zaman hemen bütün Avrupa bizim üstün geleceğimize inanıyordu. Onun için muhtemel olan galibiyetimizin semeresini hemen kavgaya kalkışarak harp neticesinde hiç kimsenin arazi kazanamayacağını resmi olarak müttefikan ilan ettiler. Bu karardaki riyakarlık ise ilk Osmanlı mağlubiyeti yüz gösterir göstermez … onlardan kendilerine bir sevinç teranesi çıkardılar. Hiçbir taraftan ne bir medet, ne bir teselli kelimesi, birkaç alicenap kalbin bir iki esef duyan feryadı bütün Avrupa’nın mutaassıp, kindar memnuniyeti içinde boğulup gitti. O sevgili Rumeli’mizi paylaştılar. Yüz binlerce Müslüman’ın en caniyane işkencelerle kökleri kazınmasını memnuniyet tebessümleriyle seyrettiler.

Savaşı yasaklamak gerektiğini idrak edemeyen Avusturya diplomatları hatalarını anladıkları zaman iş işten geçmişti. Şimdi manevi kuvveti artan Sırbistan’ın iştahı da artmıştı. Makedonya’da evvelden Türk’e yapılan tecavüzler şimdi Bosna’da Avusturya’ya yöneliyordu. Balkanlar’da büyük bir Sırp ve Slav kuvveti Yunan ile ittifak halinde Cermenlere karşı müteşebbis, faal, amansız bir düşman halinde çalışıyordu. Cinayetlerle vücut bulan, cinayetlerle yetişen ve büyüyen bu milletlerin cinayet teşebbüslerine barış zamanında Avusturya veliahdına kadar vardırmaları için hiçbir mani yoktu. Bu cinayet oldu ve bu kadar senelerden beri tam bir istekle yığılan barut dağları ateş aldı. Halbuki Türk Balkanlar’da jandarmalık vazifesiyle kalsaydı ve bu vazifesini ifa ederken Avrupa’nın hilesine, kötü niyetine, fesatlıklarına uğramak değil ciddi yardımlarına nail olsaydı bugün şu dünya harbi musibeti içinde bütün insanlık âlemi çırpınmazdı.

Böyle olduğu halde içimizde yine bir merhamet kıpırtısı var. Fransa’nın fikir ve sanat alemi için bir gönül tutkunu ışık olduğunu unutamayız.  Düşünce insanı ve çalışkan Almanya’nın ne büyük bir medeniyet unsuru olduğunu gözden uzak tutamayız. Namuslarına teslim edilen bir emanete hiyanet ettikleri halde bile İngilizlerin medeniyet alemindeki yüksek paylarını takdir etmekten geri kalmayız. Onun için şu harp musibetinin mümkün olduğu kadar çabuk ortadan kalkması temennisini ortaya koyarken, kim bilir, bu akan masum kanlarından belki ebedi bir barış ve huzur şafağı parlayacağını da ümit eyleriz.

Hüseyin Cahit, Tanin, başyazı, 24 Temmuz/9 Ağustos 1914

Hüseyin Cahit (Yalçın): 1908’de II. Meşrutiyet’in ilanından sonra memuriyetten ayrılan ve edebiyatı bırakıp gazeteciliğe ve siyasete başladı. İttihat ve Terakki yöneticilerinin isteği doğrultusunda Ağustos 1908’de Tanin gazetesini kurdu, başyazarlığını üstlendi. İttihat ve Terakki’nin siyasi alanda bir nevi kalemşoru oldu. Tanin, zamanla kamuoyunun gözünde İttihat ve Terakki ile özdeşleşti ve onun yayın organı olarak görüldü. 1908-1912 Osmanlı Meclisi Mebusanı ile 1912 Nisan-Ağustos Osmanlı Meclis-i Mebusanı’nda İstanbul milletvekili olarak yer aldı. Meclisin ikinci dönem çalışmalarında meclis başkanlığını yürüttü. I. Dünya Savaşı sonrası Şubat 1919’da tutuklanıp “Bekirağa Bölüğü’ne” konulan 78 kişi arasındaydı. Diğer tutuklularla birlikte Malta’ya sürüldü (Haziran 1919). 16 Mart 1921’de Ankara ve İngiliz hükûmetleri arasında imzalanan anlaşma ile serbest bırakıldı. 1926’da İzmir Suikastı davasında yargılandı, beraat etti.

  1. Agadir Vakası: (Agadir Bunalımı ya da II. Fas Bunalımı olarak da bilinir) Fransızların Fas üzerindeki haklarına meydan okumak için Almanya’nın Temmuz 1911’de Agadir’e “Panther” gambotunu göndermesiyle başlayan uluslararası kriz. … Bu davranışın asıl amacı, Fransa’ya gözdağı vermekti. (Vikipedi)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s