Bu soruyu hatırlamak felaketine uğrayan en sıradan bir şahıs bile anlar ki bugün elinde büyük bir kuvvet olan her fert mutlak kendi şahsi menfaatini düşünecek ve bu menfaati elde etmek için –velev  hamiyetsizce bile olsa yine- en kestirme yolu seçmekten geri durmayacaktır. İnsan toplumunun günümüzde aldığı şekil adeta bir hastalığa yakalanmış ve birer toplumsal illetten başka bir şey olmayan mal edinme hırsı ile, hasetle, garezle, kin ile yüklü bir dünya yaratmıştır. Bugünün denetimsizliğinde hiçbir vicdanın sadakatine inanmamalı, ceza görmeyeceğinden emin bir adamın asla ahlâkına itimat etmemelidir.

İşte 1908 senesi Eylül’ü başlarında İstanbul’da tesis ve teşkil eden Osmanlı Ahrar Fırkası (1) en evvel bir muhalefet eden ve denetleyici olmak duygusuyla alkışlanmıştı. Bu suretle lüzumuna çoktan inandığımız denge sağlanacak, millet en evvel rahat etmek şartıyla –sırasıyla- ilerleme, gelişme, yükselme de olacaktı. Yalnız şurası var ki, İstanbul’da teşkil etmiş ve faaliyet alanı ancak sınırlı bir daire içinde kalmış bir cemiyetin etkileri ve faydaları da şüphesiz sınırlı kalacağından bazı hamiyet sahipleri taşralarda program gereğince bir takım şubeler kurmaya hemen girişmişler ve bu teşebbüsleri gereği gibi iyi neticeler vermeye başlamıştır.

Doğru adam hiçbir şeyden korkmaz, yaptığı işin bir menfaat lekesinden arınmış ve vatan ve millete hizmet ettiğine emin olan hiç kimse yoktur ki yaptıkları araştırılacak ve eleştirileceğinden ötürü canı sıkılsın: Halbuki İttihat ve Terakki Cemiyeti her yerde olduğu gibi İzmir’de de kendilerine karşı olan diğer bir fırkanın kurulması korkusuyla günlerce düşünmüş, bir takım adi nitelikli yollarla bu yeni partiyi lekelemek, mahvetmek istemiştir. Düşünmelidir ki her fenalık en evvel sahibini mahveden bir silahtır. Keskin sirke küpüne zarar verir. İttihat ve Terakki’nin İzmir’deki doğru olmayan bütün hareketleri de hep bu suretle kendi aleyhlerine dehşetli bir düşünce cereyanları doğurmasından başka bir şeye yaramamıştır.

Meseleyi daha çok açıklayalım:

İzmir’de bazı hürriyetçi düşüncelerin uyandığını hisseden söz konusu şube acele halkı zehirlemek ve onları yeni bir parti kurulmasına çaba harcayan saygın kişilere karşı nefret ettirmek maksadıyla hemen İstanbul’dan tahsil, terbiyesi meçhul üç vaiz bulmuş; Hisar, Kemeraltı, Şadırvan, Hatuniye, Salepçioğlu, İkiçeşmelik camilerinde vaazlar verdirerek her şeyi gereği gibi düşünmekte daima zayıflık gösteren halkı ellerinde oyuncak haline koyabilmek istemiştir.

Bu vaazların yegâne konusu Ahrar adı altında kurulan partinin dinsiz olduğu ve yegâne maksadı dinsizliğin duyurulması ve yayılması ve kadınların çarşafsız gezdirilmeleri vesaire gibi boş bir takım sözlerdir. Fakat bugün basının büyük bir lütuf olarak doğruyu göstermesiyle halk olarak; bütün bu entrikaların rezil içeriği ortaya çıkmış ve İzmir’de vaktiyle hürriyetin kazanılması yolunda idama mahkûm edilmiş bir gencin, bugün vilayet tercümanı olan Mehmet Mecdet Bey’in (2) “Acaba Fırkai Ahrar Fırkası ile münasebeti var mıdır?” diye on beş gün onu gözetletmiş, hatta bu hususta hafiyeler kullanmaktan çekinmemiş bir Cemiyet’in namusu ve ahlakının seviyesi pek güzel anlaşılmıştır.

Programlarını peyderpey gazetemizle de yayınlayacağımız Ahrar Fırkası daima şerefli ve lekesiz tanınmış namus erbabının güçleriyle oluşmuş bir partidir. Vaktiyle İttihat ve Terakki’nin isimleriyle iftihar ettiği şerefli insanlar bugün Ahrar Fırkası’na katılmak iddiasıyla namus ve hamiyetlerini ortaya koymuş oluyorlar. Hürriyetin kazanılmasının en büyük kahramanlarından olan Niyazi Bey’in bile bugün İttihat’tan ayrıldığını –evet İttihat’ın hareketinde memnun olmayarak ayrıldığını ve Ahrar’a  katıldığını söyleyebiliriz.

Basını baskı altına alma gayesiyle kanun düzenlettiren İttihat ve Terakki geçen gün de toplanma hakkını yok eden hürriyete düşman bir kanunun onaylanması için yine Meclis-i Mebusan’da çoğunluk elde edebilmiştir.

Fakat Kâmil Paşa’nın (3) devrilmesi meselesinde de olduğu gibi bu mesele de Meclis üyelerini tehdit edilmiş, eylemlerde bulunulmuş hatta bazılarının rivayetine göre Meclis’te elinde silah bulunanları bile görülmüştür.  Fakat bütün bu tehditler ve aldatmacalar ile beraber bugün bizi memnun eden ve sevindiren bir şey varsa o da Kâmil Paşa meselesinde 8 kişiden ibaret olan Ahrar taraftarları bu meselede 58’e kadar çıkmıştır. Birkaç hafta içinde olan bu düşünce değişiminin her halde gayet iyi neticeler vereceği güneş gibi aşikâr bir halde.

Çünkü Meclisi Mebusan’ın hemen tamamı İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne mensup olduğu herkesçe bilinir.  Vatanın saadet ve selametine ellerinden geldiği kadar çalışacaklarına yemin eden ve elli bin nüfusun vekili olmak gibi büyük bir sorumluluk altına giren bu kişilerin böyle yavaş yavaş Ahrar Fırkası taraftarı olmaları da ispat eder ki İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin yanlış açıklamalara girişmesi iftiradan ibaret ve Ahrar cidden  yüce iyilikler ve ahlaka sahip bir meşruti parti, bir vatansever parti imiş!

Şimdi İzmir’deki İttihat şubesi böyle iftiralarla halkın nefretini kazanacak yerde fukaraya dağıtılmak üzere mahallelere yollanan kömürlerin nasıl sefil ve namussuz ellerle gasp ve yağma edildiğini araştırmış olsaydı kendi namusunu ayaklar altına alacak uygulamalara meydan vermemiş olurdu. Bugün İzmir halkı vicdansızlıkla itham olunan Ahrar Fırkası’nın hiçbir yolsuzluk ve zararını görmemiş lâkin Abdülkadir Paşa  Hanı’nda bir odada gizlice satılan kaçak gümüşlerin kimlere ait olduğunu şüphesiz merak etmiştir.  Kışla (4) dolayındaki basın mitingini dağıtmaya kalkışan askerin, “Biz Ahrar tarafından bir gösteri yapılıyor zannettik” gibi sözleri de İttihat ve Terakki’nin muhalif bir partiye karşı ne derece endişeli olduğunu ispat etmiştir.

“Ah ne olur, memleketlerimizi İngiliz zapt etse de rahat etsek… Ben Ahrar’danım ve bizim fikrimiz hep böyledir” diyen birkaç edepsizin daha sonra İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne mensubiyetleri anlaşılmıştır ki bu hal ne kadar kötü bir maksatla, haince bir fikirle şurada burada bu gibi kötülükler yapılmasını uygun bulanlar kirletmiş ve Allah korusun büyük bir ihtilale kapı açacak kadar galeyana gelmiş olan kamuoyu teskin edilebilmiştir.

Diğer taraftan bir mektep, Hadikayı Maarif Mektebi (5) var ki orada dünyanın en çirkin işleri cereyan etmiş bulunuyor. Cemiyet’in sırf bir maddi yarar sağlamak için resmen koruması altına aldığı bu mektepte namusa dokunan birçok işlerin cereyan ettiği gibi, insan dövmek için asker, memleketin masum evlatlarını tehdit etmek gibi bir çok facialar baş göstermiş ve nihayet talebesi dağılmaya başlamıştır. Acaba Cemiyet bütün bu hallere sebep olan müdürü değiştirerek meseleyi halledemez miydi? Eğer maksat vatana hizmet etmek olsaydı şüphe yok ki evet!..

İşte “İzmir şubesi ne yapıyor?” kaçınılmaz sualinin keder veren cevabı!..

(x) SERBEST İZMİR, haftalık gazete: Sahibi imtiyaz; Hüseyin Hilmi (İştirakçi Hilmi-tu), imzasız yazı. Rumi 24 Şubat 1908 (Miladi 9 Mart 1909 tarihli gazete)

(1) Osmanlı Ahrar Fırkası: Prens Sabahattin’in düşünceleri İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin ordu kanadı (Selanik kanadı da diyebiliriz) ile hiç uyuşmaz. Prens Sabahattin ve Adem-i Merkeziyetçi’dir (özerklik taraftarı). Nihayet, 14 Eylül 1908’de, Osmanlı Ahrar Fırkası kurulur, sanılanın aksine Prens Sabahattin Fırka’nın başkanı falan olmaz. Günümüzde Türkiye’nin sağ cenahı darbeci İttihat Terakki’yi hayırhah, sol cenahı ise “devrimci” olarak görür; Prens Sabahattin ve özerklik yanlısı liberal düşünceleriyle bu iki kanadın gözünde “hain”dir!

(2) Mehmet Mecdet Bey: Hürriyet taraftarı, sosyalist gazeteci. (bkz.masal 27: YENİ ZAMAN, YENİ IRGAT ve KADIN/ talatulusoy.com/izmir masalları)

(3) Kâmil Paşa (Kıbrıslı): Dört kez sadrazamlık görevinde, bir kez İzmir valiliğinde bulunmuştur ve ısrarlı meşrutiyet yanlısıdır.

(4) Kışla: İzmir’in Konak Meydanı’nda 1829’da yapılan, 1955’te yıkılan sakeri yapı.

(5) Hadikayı Maarif Mektebi: İzmir’de, ilk, orta ve lise kısımları olan erkek özel okulları. Daha sonra adını “İttihad ve Terakki Mektebi” değiştirdi.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s