Yazar Mehmet Şevki “dinden çıkmış” biri değildir. Uzun yazısında yer yer Muhammet ümmetinin de bu uzun savaşlardan çektiklerine ayrı yer verir ve Dante’ye “Suları Tutuşan İzmir”i haykırır:

“…Ve bunun içindir ki ey Dante, ben de sana geldim; mezarından çık, benim memleketime de gel; ben de sana Şark’ın ilahi bir tepesinden yeni bir dünya göstereceğim. Evet, yeni bir dünya! Her yerden çok mabetleri boşalan, mezarları dolan, velveleli (şamatalı) beldeleri susan, ıssız sahraları haykıran bir dünya! İnsanları ölen, canavarları yaşayan, ateşleri soğuyan, suları tutuşan bir dünya! Fecrleri (şafakları) ağlayan, baharları inleyen, akşamları gülen, hazanları türkü söyleyen bir dünya!”

Aya Fotini, Ay Yorgi, Surp Istepanos ve daha nice kiliselerinde akşam duaları duyulmaz artık, hepsi yanmış, hepsi yıkılmıştır. Dante ne yanıt vermiştir ki yukarıdaki sözlere, derhal itiraz gelir:

“Roma ve Neron öyle mi? Hayır Dante, bu günahkârın ateşe verdiği ilahi belde benim memleketimin yanında, Mesih’in tasviri önünde dindar ellerle yakılmış bir kandildir. ..”

Neron’un tutuşturduğu Roma, İzmir’in yanında “dindar eller”in yaktığı kandildir, o kadar!

 “Bak, benim ruhum da ifritlerin (en kötü cinlerin) ellerinde solan dağ silsilelerimin hazanlarıyla kurudu; bir cehennem deresi oldum; ben de pınarsız, yeşilliksiz kaldım, Dante!..”

Mehmet Şevki, kozmopolit İzmir’de çok dinden arkadaş edinmiş olmalı. Metropolit Hrisostomos ile birlikte Nurettin Paşa’yı ziyaretten çıktıktan sonra linç edilen gazeteci ve hukukçu Çürükçüoğlu Nikolaki’nin Ahenk’te de yazıları çıkmıştır zaman zaman.  “Kurtuluş” yangını yakın arkadaşları öldürmüş, arkadaşlıkları soldurmuş, kurutmuş, yok etmiştir.

“… Sen de bu elem ve matem diyarında bir parça dolaşacak olursan, şüphe etmiyorum, gözlerin onun uçurum kalbine bakamayacak; parmakların onun aç dullarını, çıplak çocuklarını, hasta ihtiyarlarını, alil (hasta) delikanlılarını sayamayacak;.. ve dilin onun dertlerini, acılarını, feryatlarını, iniltilerini söyleyemeyecek…”

Osmanlı ordusunda askeri doktor olan Garabet Haçeryan da bakamayacak artık Müslim-Gayrımüslim ayrımı yapmadan baktığı her yaştan hastalarına, avlu içindeki Ermeni Hastanesi ve Rum Hastanesi de kül ve moloz yığınıdır şimdi.

İlahi Komedya’da söylenen her acı şey, şiir dilinin en güzeliyle söylenmiştir, öyle bilinir. Dante yangın günlerinde gelse ve görse İzmir cehennemini dili tutulur, şiiri kurur…

“Ah Dante, dünya yine senin bıraktığın gibi; o yine nasırlı elleriyle hırsın, kinin kılıcını kullananların pençeleri içinde; yine zulmün, gururun demir ayaklarıyla yürüyenlerin ökçeleri altında!..”

Ortaçağ’ın alacakaranlığı aydınlanmadı Dante! Aydınlanma, ilk ışık hüzmeleriyle “hırsın ve kinin kılıcı”nın çizmeleri altında hâlâ!

“… Sen ki avuçları altınların ağırlığıyla yorgun bir papazın, tırnakları boğduğu insanların kanlarıyla kırmızı bir katilin günahlarıyla dünyanın ezilip yassıldığını hissetmiştin; ya benim katil asrımın, katil cemiyetimin mücrimlerine (suçlularına), günahkârlarına ne diyeceksin? Bunlar için “Cehennem”inin hangi ateşli beyitlerini (dizelerini), hangi ateşli sayfalarını okuyacaksın?”

Benim katil cemiyetim(!)”in “günah”ları için okuyacağın dizelerin var mı, İzmir’de yaşanan acıları, işlenen günahları anlatmaya yeter mi İlahi Komedya’n, Dante?!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s