Yüzleşme Yazıları

“Nasıl ki en iyi perdahlanmış demir bile paslanmaya uzak değilse, en medeni imparatorluklar da her zaman barbarlığa aynı ölçüde yakın olacaktır…”[1]                                                     

Bir arada yaşama arzusu ve çabasını sadece İzmir’in “Marksist esinli siyasal hareketler”iyle sınırlarsak, Meşrutiyet’in fikir zengini şehri İzmir için eksik kalır, haksızlık olur.                                                  

Meselâ, onun yazdıklarını okuyanların kendine göre sıfatlandırması ması ile “anarşist, Marksist, nihilist, serbestiyetçi … “ olan bir İzmirli, Baha Tevfik vardır.

Onu İttihatçılar da sevmez, İslamcılar da…

                                                     **       **       **

Baha Tevfik, Meşrutiyet’in hemen ardından, 8 (21) Ağustos 1908’de “11 (24) Temmuz” adlı bir gazete çıkarmaya başlar. Gazetesinde “Feminizm”i anlatan, savunan yazılara yer verir; Türkçülüğü, milliyetçiliği eleştirir. Şöyle der:

“Türklüğün vaktiyle pek makbul addedilmiş bazı evsafı (nitelikleri) vardır ki bugün onlar müthiş birer nakisedir (ayıptır). Onları ihyaya değil imhaya çalışmalı, sahayı tatbike çıkarmaktan ziyade(uygulamaktan çok) amakı tarihine defnetmeli ((tarihin derinliklerine gömmeli) … Mesela akıncılık, daima muharip (savaşçı) geçinmek … Hep bunlar dünün meziyetleri, fakat bugünün nakıseleridir…”

Çok iyi bilinir ki İştirakçi Hilmi’yi, tam adıyla Hüseyin Hilmi’yi yetiştiren Baha Tevfik’tir. Yahudi milletten İzmirli Corc Bubli onun gazetesinde yazardır. Alanında ilk dergidir onun çıkardığı “Felsefe Mecmuası.”

Günümüzde isimleri unutturulan, “birlikte yaşamak”tan yana o kadar güzel insan vardır ki “uygar” İzmir’de, sadece İslâm millet içinden bir kaçını kısaca anmakla yad edelim:

Hamit Suphi; müftüdür ve sosyalisttir!

Kadızade İbrahim Refik; Milli Kütüphane kurucularındandır. Ermeni avukat Nazeret Hilmi ile ölümüne kadar ortak avukatlık büroları vardır ve Müslüman olmayan biriyle evlidir.

Müstecabizade İsmet; Yahudi milletten David Efendi ile ortak avukatlık bürosu vardır ve 1909’da “bir arada yaşamanın el kitabı” olan “Rehber-İttihad”ı yayımlar. Bu kitap İzmir okullarında ders kitabı olur.

Cumhuriyet yüz yılında  “Rehber-İttihad”  gibi, bir arada yaşamayı işleyen, “uygarlık” içeren bir ders kitabı yoktur! 

Muhami (savunucu, avukat) Mehmet Sadık; Savaş ertesinde “Müsavat” (Eşitlik) gazetesini yayımlamaya başlar. İttihatçıların “eşitlik” adını kullandıkları bir yer, bir satır gösteremez kimse.

Mehmet Sadık, İsmail Sıtkı, Sabitzade Emin Süreyya ve Demostenes ile birlikte, Yunanistan askerlerinin İzmir’e çıkmasına karşı kurulan “Müdafa-i Hukuk-ı Osmaniye Cemiyeti” yönetiminde yer alır. (İttihatçılar bu Cemiyet’i kendilerinin kurduğu yalanını yayar…)

Doktor Refik Nevzat; İzmir’in adını duyduğu, ama pek yakından tanımadığı Tevfik Nevzat’ın kardeşidir ve Benal Nevzat’ın amcasıdır.

Doktor Refik Nevzat sosyalisttir. Bir Fransız ile evlidir. 1911 Eylül’ünde Osmanlı Sosyalist Fırkası’nın Paris şubesini kurar ve 1917’de yurda girişi yasaklanır ve idama mahkûm edilir. Savaştan sonra Türkiye Sosyalist Fırkası’na Paris’ten kurucu olarak katılır. Yurda dönüşüne ancak 1953’te izin çıkar!

Hasan Tahsin; İzmir’e bir “milli kahraman” olarak tanıtılmıştır. Oysa günümüz “milli kahramanları”nın da içinden geldiği ve kendisini de gençliğinde “suikastçı” olarak kullanan İttihat ve Terakki’ye şiddetle karşıdır.

Sanırım, İzmir’e yerleşmiş olan ve “Hukuk-u Beşer” (İnsan Hakları) gazetesini çıkaran Hasan Tahsin’i, aşağıdaki İttihatçıları tanımlayan cümlesi anlatmaya yeter:

“Anadolu’da Rumların ve Ermenilerin imhasını emreden ve memleketlerini Almanların ellerine bırakan bu adamlar Abdülhamid siyasetinin hukuki varisidirler…”[2]

İzmir “kurtuluş”u konusunda “üç maymun”u oynar, Hasan Tahsin’i duymazdan, görmezden gelir, ağızlar sımsıkı yumulur!

Son olarak, 1910’da kurulan, İzmirli Bezmi Nusret’in kurucusu ve genel sekreteri olduğu Osmanlı Demokrat Fırkası’nın (Fırka-i İbad), eşit haklı vatandaşlar olarak “birlikte yaşama arzusu”nu, programından kısaca aktarmak isterim.

Siyasi programın 1. maddesi, Osmanlı Demokrat Fırkası’nın kuruluş amacını belirler; bu maddede, “Osmanlı toplumunun büyük çoğunluğunu teşkil eden erbâb-ı sanayi ile rençber, esnaf, amele vesair vatandaşlarının hukukunu, eşitlik ve hürriyet dairesinde Kanun-i Esasî’nin getirdiği hakları”ının savunulacağı belirtilir ve İttihâd-ı Anâsır (Osmanlı milletlerinin birliği) vurgulanır.[3]

Burada adını anamadıklarımın hakkını yemiş gibi oldum değerli dostum Maalouf, yeri gelirse ileride kalanları da anarım…


[1] Amin Maalouf, “Uygarlıkların Batışı”, s.57 Yapı Kredi Yayınları 2019

[2] Hukuku Beşer gazetesi, başyazı, 2 Aralık 1918.

[3] II. Meşrutiyet Dönemi Demokratları: Osmanlı Demokrat Fırkası (Fırka-i İbad) Gökhan KAYA, Kebikeç /31●2011, s.107)

foto: Baha Tevfik

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s