Yüzleşme Yazıları

BÜYÜK İZMİR YANGINI ve İZMİR HAFIZASI

“Σαν τησ Σμυρνησ το γιαγκινι / Στο ντουνια δεν εχει γινει…  İzmir yangını gibisi görülmedi  dünyada…” sözleriyle başlayan bir ağıt yakıyor şehri yanarken yüreği yanan İzmirli…

Ve, modern İzmir, Batılı İzmir, “aydınlanmış” İzmir bu yangında ölen çocuk, kadın ve yaşlı binlerce hemşerisini hiç ama hiç hatırlamıyor, BU BÜYÜK ACI ANILMIYOR!!!

“Yine de şükür”, Fuar yapılacak yangın alanı ancak on yıl sonra temizlemye kalkılınca, yangın enkazı taşırken ölen atlar, hiç değilse hatırlanıyor…

Atları insanlardan çok severiz, vesselam…

……

Σαν τησ Σμυρνησ το γιαγκινι 

Στο ντουνια δεν εχει γινει

Σμυρνη φτωχομανα Σμυρνη,

ποθ ΅ναι η μορφια σου εκειωη!

Yanan İzmir’e yakılan, İzmir’den suyun öte yanına taşınan bir ağıttan bu “anlaşılmaz” sözler.

Çok dillerin konuşulduğu, çarşı pazarında, tabela ve gazetelerinde her dil ve dinin harflerinin yer bulduğu şehre ve yangınla yok edilen İzmir’e yakılan bir ağıttan alınmıştır.

Yukarıdaki “anlaşılmayan” harfleri, o günlerin hatırası olarak görün.

Aynı ezgi farklı sözlerle suyun beri yanında, burada da bilinir, söylenir… Ancak bu yakada söylenen bir “zafer marşı”dır!

İkisinin de makamı aynıdır. Kürdili hicazkâr makamından şöyle seslenir suyun öte yakası bu yakasına:

“İzmir yangını gibisi görülmedi dünyada…”

Ve devam eder:

“İzmir garip anam İzmir,

Güzelliğin nerede şimdi?”

                                                                             **       **       **

İzmir’in “güzel”liği bugün sadece lâftadır.

Suyun bu yanının ezgisi bir zafer marşına çevrilir, Çanakkale savunması ve Sarıkamış “facia”sına benzer bir “zafer”i işler; Gazi Osman Paşa’nın Plevne savunmasını ezberden bilmeyen var mı?

“Tuna nehri akmam diyor

Etrafımı yıkmam diyor

Şanı büyük Osman Paşa

Plevne’den çıkmam diyor…”

Ama çıkıyor!..

Suyun bu yanında özellikle “askeri darbe” dönemlerinin repertuarının “hit” parçasıdır bu kürdili hicazkâr “marş”.

Ulus devlet olmak, saltanatı yıkıp cumhuriyeti kurmak bu kadar mı ayırır suyun doğusunu suyun batısından?

Bir ağıt ve bir derin “zafer uçurumu” mu yaratır?! Kimlere faydası vardır bunun?

Kimileri “Bizi mahvetmek isteyen emperyalizme…” karşı kazandığımız büyük zafer olarak, kimilerimiz “Son Haçlı Seferi”ne kalkışan “gavur ordusu”nu yendiğimiz kutlu bir gün olarak idrak eder 9 Eylül ve izleyen günlerini.

Milli “birlik ve beraberlik” ruhunun şaha kalktığı günlerdir böyle günler! Hiçbir masraftan kaçınılmaz, en uzun bayrağı dokuma yarışı yapar “kurtulan” şehirler!.. “Ne şahsi, ne de milli itibardan tasarruf olmaz” düsturu “milli/ulusal” terbiyedendir.

Kimi “Kurtuluş Savaşı” der, kimi “İstiklâl Harbi, ama hep bir ağızdan “Yunan’ı İzmir’den denize döktüğümüz” söylenir hâlâ…

9 Eylül’de Yunan’ın denize döküldüğü İzmir’den denize bir tek Yunan askerinin “kazaen” dahi düşmediğini bile bile koca adamlar “döktük” diye gırtlaklarını paralar.

Bizde yalan ayıptır,  günahtır, sadece milli yalan sevaptır!..

                                                                            **       **       **

Kurtarıldıktan dört gün sonra İzmirlilerin yaşadığı ıstıraptan hiç söz edilmez.

“Mevzubahis olan vatan ise, gerisi teferruat…”

Osmanlıcı İslâm ve Cumhuriyetçi Türk adaleti kutsalları için didişilir, gül gibi geçinilip gidilir!

Her 9 Eylül, “13 Eylül-18 Eylül Büyük İzmir Yangını” günlerini unutturur.

“Düşmandan kurtarılmış” Güzel İzmir’in, on gün sonra kül ve moloz yığını haline geldiği hiç hatırlanmaz.

Mevzubahis olan “kurtuluş” ise koca şehir yanmış, binlerce insan ölmüş, bunlar teferruattır!

Bir toplumsal “paranoya” haliyle “Küllerinden Doğan Şehir”den bahsedilir. İlâhi Neron!!!                                                             

“Derin Tarih”çiler, Atatürkçüsü ve Saraycısı hep birlikte “Biz yakmadık” aklanması için kaleme sarılır, sadece Amerikan sermayesinin iş takipçisi, aracı/komisyoncu Amiral Bristol’ün “belge”lerine sarılırlar dört elle .

Bristol 1927’e kadar Türkiye’de kalmış, her türlü malı pazarlamış, asla “pazar” aleyhine söz etmemiş biridir.

                                                                   **     **       **

İzmir’e 30 Ağustos 1922’den sonra, Batı Anadolu içlerinden zorla yerinden, yurdundan edilen Hıristiyanların akını başlamadan önce, dört yüz bine yakın nüfusa sahip bir şehirdir.

Bu dört yüz bin “insan”ın yarısından azdır Müslüman nüfus.

13 Eylül gününe varıldığında, Ege’nin içlerinden yayan yapıldak İzmir’e sürülmüş, çoğu çocuk, kadın ve yaşlı dört yüz bin insan daha eklenir bu nüfusa ve tek bir Yunan askeri yoktur artık şehirde.

Dile kolay binlerce can, silahsız insan! Çocuklar da, kadınlar da, hepsi “hain”, hepsi “düşman”, öyle mi?!

Onun için mi “hatırlamaya değer” bulunmuyorlar? Haklısınız, bu unutkanlık, bu körlük “medeniyyet” icabı!

Tarihe milliyetçiliğin, kavmiyetçiliğin “kahraman ve hain” gözlüğüyle bakanlar kör olur; çocuğu, kadını, insanı görmez, göremez.

Tarihe sadece askeri “zaferler” gözüyle bakanlar, o zaferlerin ardında nice silahsız masumların acıları olduğunu görmez, görmek istemez. Keyfi kaçar!!!

Bu körlük yüzündendir ki, bu memlekette siyasetin pusulası yüz yıldır ahlâken şaşmıştır.

O şaşkınlık sayesindedir ki, darbecilik, savaş ve şiddet “kahramanlık” olarak; çoğulculuk, barışçılık ve çok dilli- çok dinli olmayı istemek “hainlik” olarak tanımlanır olmuştur.

Yüz seneden bu yana bu memleketin çocukları tarihleri hakkında “cahil” ve fakat “milliyetçi-ulusalcı” olarak ve dün de, bugün de “tek adam” sevici olarak yetiştirilmek üzere milli eğitim tornasına sokulmaktadır:

“Elhamdülillah Müslüman’ım!”

“Ne Mutlu Türk’üm Diyene!”

                                                                   **       **        **

 “İzmir Büyük Yangını”nda yanarak ölen, dumandan zehirlenerek ölen, Rıhtım’daki izdihamda denize düşüp boğularak ölen, yangın bölgesinin dışına çıkmak isterken vurularak ölenler binlerce can!

Sigorta şirketleri aleyhine Londra mahkemelerinde açılan davalardan birinin karar tutanağında “Yangın esnasında 180 bin” insanın öldüğü yazılıydı ve ben bir toplantıda bunu söyleme “gaflet”inde bulunduğumda, “Derin Tarih” uzmanı bir zat “Yalan söylüyorsun!” diye kükremiş ve doğruyu (!) söylemişti:

“180 Bin değil, 65 bin kişi öldü!!!”

O günden bu yana başka sayı telaffuz etmiyorum, kabul ediyorum; “Peki, 65 bin insan yanarak ve boğularak öldü!”

Ve, modern İzmir, Batılı İzmir, “aydınlanmış” İzmir çocuk, kadın ve yaşlı 65 bin hemşerisini hiç hatırlamıyor!!!

18-45 Yaş arası erkekler çoktan kara vagonlarda esir kampına doğru yola çıkarılmıştı.

“Büyük İzmir Yangını” üzerinden “antiemperyalistlik” satanlara sesleniyorum:

“Emperyalizm”in körfezde demirli gemileri dönüp bakmadı bile bu insanlara. Ne İngiliz, ne Fransız, ne İtalyan, en başta da Amerikan gemileri. Siz neden bahsediyorsunuz?!

Bu sözüm de “yaratılanı Yaradan’dan ötürü severim” diyen “medeniyyet” sahiplerine: Muhammed ümmetini Allah yarattı da, İsa kullarını bir başka tanrı mı yarattı?

İki yüzlülüğün böylesi görülmüş değildir! Alayınız cehennemliksiniz!

İzmir yanıp kül olmasaydı, bugün sadece “rakı-roka-güzel kızlar” muhabbeti ile değil, dünyanın sayılı tarihi şehirlerinden biri ve çok dinli-çok dilli ileri bir uygarlığın sakinleri olarak anılacak ve haklı olarak övünecekti İzmirliler.

Üzerinden yüzyıl da geçse bir şansı var İzmir’in, yine de saygıyla anılacak, insani değerlere verdiği önemle övülecek bir şehir olabilir:

Büyük Yangın’da ölen İzmirlileri anar ve; “Dünya’ya bedel Türk“ ve “yüzde doksan dokuzu Müslüman” bir millet olma tekerlemesiyle yetinmezse…

Çok masraflı yatırımlar gerekmiyor bunun için. Çok uzun bayraklar dokutmak gerekmiyor. Büyük acıların yaşandığı Rıhtım’da, Kordon’da bir yerlere, bir kara taşın üstüne kazınacak bir cümlecik yeter:

“Böyle acılar bir daha yaşanmasın!”

Son not: O günlerin yangın yerinin molozları kaldırılır ve o geniş alana Kültürpark kurulurken, inşaat sırasında ölen “atlar” için  9 Eylül Kapısı yakınına konulmuş “kadirbilirlik” heykeli vardır. 

Atları hatırlayan, atlar gibi “öteki” İzmirlileri, yangında ölen İzmirlileri de hafızaya çağıran şehir, işte o gün “Uygar İzmir” olmaya başlayacaktır.

Foto: Kültürpark 9 Eylül Kapısı yakınında, “ölen atlar” için yerleştirilen heykel…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s