“Müdafai Milliye Cemiyeti nedir” diye sorulsa, devlet ezberiyle büyümüşlerin tamama yakını “’Yurdumuzu işgal etmiş İtilaf Devletleri’ne karşı halkın kurduğu sivi direniş örgütüdür” diyecektir.

Bu doğru mudur?

İttihat ve Terakki Cemiyeti ile Müdafa-i Milliye Cemiyeti (Ulusal Savunma) aynı şeydir desem inanır mısınız? Üstelik Müdafaa-i Milliye Cemiyeti  Dünya Savaşı’ndan önce kurulmuştur. Buna inanır mısıız?

İnanalara da, inanmayanlara da 16/29 Ocak tarihli Müsavat’ın aşağıdaki başyazısını okumayı öneririm.

          * * *   * * *   * * *

MÜDAFA-İ MİLLİYE

Gazetelerin geçen günkü telgraflarında ihmal edilemeyecek  bir haber vardı: İstanbul Müdafai Milliye (Cemiyeti)  merkezi üyelerinden Ekrem Bey Cemiyet yönetim kuruluna verdiği önergede, Müdafai Milliye Cemiyeti; İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne yardımlar ve hesapları hakkında da bir çok şeyler kulaktan kulağa aktarıldığından kongrenin toplanarak Cemiyet’in işlerinin incelenmesini istemiştir.

Ekrem beyefendi bu önergeleriyle Müdafai Milliye Cemiyeti hakkında düşünceleri ortaya koymak ve bir şeyler söylemek için aracı olmuşlardır. İttihatçıların garip övünme nedenleri arasında olan olan bu cemiyetin ortaya çıkmasının ve kuruluşunun amacı nedir? Öyle zannediyoruz ki, bunu pek çok kimseler bilemez. Donanma Cemiyeti’nin herkesin gözünde ne olduğu anlaşılabilebilecek bir gayesi vardır, fakat Müdafai Milliye ne için kurulmuştur? Bu cemiyet şimdiye kadar ne yapmıştır? Bu sorunun cevabını her insan bilemez, belki padişah bile bilemezz. Gerçi diyecekler ki, Müdafai Milliye, topladığı paralar ve teşkilatındaki kuvvetle Dünya Savaşı esnasında orduya hizmet eylemiştir. Fakat Dünya Savaşı çıkmasaydı, Müdafai Milliye’nin görevi ne olacaktı? Gerçekten bu cemiyetin de ortada bir tüzüğü var: Buna dayanaraktan (İşte Müdafai Milliye’nin görevi budur) denilebilir.

Halbuki Müdafai Milliye Cemiyeti, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin bir kopyası  kanısı ve iddiasından başka bir şey değildir. Ulusal savunma ile görevli olan ordu dururken, aynı isim ve şan ile başka bir kuruluşa ne ihtiyaç vardı? Öyle zannediyoruz ki Müdafai Milliye Cemiyeti Balkan Harbi zamanında veyahut biraz önce kurulmuş ve kuruluşunun başlarında propoganda ve uygulama kurulu gibi adlarla bölümlere ayrılmıştı.

Yukarıdaki bölümlenme ortadan kaldırılarak, cemiyetin bütün görevleri bir yönetim kurulunda toplandı. İttihat ve Terakki Cemiyeti, ne gibi bir ihtiyaca ve amaca dayanarak Müdafai Milliye Cemiyeti’ni kurmuştur? Bu sorunun cevabında Müdafai Milliye’nin içyüzü de vardır.

Balkan Harbi’nden evvel bazı yerlerdeki İttihat ve Terakki kulüpleri genel kurula ve hatta genel merkeze  karşı kafa tutmaya başlamışlardı; hatta o sıralarda Beyler Sokağı’nda (İzmir-tu) bulunan Şehir Kulübü’nde isyan gibi eylemlere giriştiklerinden, o zaman genel merkezden Doktor Nazım Bey gelmiş ve sakinleşmeyenlerin sert tepkiler gösterdiklerine karşı Kulüp’ü kapayacağını ileri sürerek tehdit eylemişti.

Çeşitli yerlerdeki İttihat ve Terakki kulüplerinin bazılarında görülen bu kafa kaldırmalar genel merkezce düşünülmüş ve genel merkezin, kulüplerin etkisi altında kalması asla uygun görülmemiş olduğundan, gerektiğinde kulüplerin kapatılmasıı halinde İttihat ve Terakki teşkilatının bundan etkilenmemesini sağlamak için karşı önlemler alınması değerlendirilmiş ve bundan Müdafai Milliye Cemiyeti doğmuştur. Filhakika ondan sonra her şehirdeki çok sayıda kulüpler yavaş yavaş kapatılarak güç, genel merkezde toplanmış ve ufak yerlerden de merkezler kaldırılarak muhabirlikler yerine konulmuşsa da, Müdafai Milliye Cemiyeti varlığını kormuştur.

Görülüyor ki, Müdafai Milliye Cemiyeti ile İttihat ve Terakki Cemiyeti aynı şeydir; İttihat ve Terakki; Müdafai Milliye’yi, gelir sağlayıcı bir mahiyette tutmamakla bundan gerektiğinde daha çok yararlanmak amacını gütmüştür.

Müdafai Milliye’nin bugünkü halinden devlet ve millet için hiçbir fayda beklenmez; Müdafai Milliye topladığı paraların bir kısmını iç borçlanma senetlerine yatırmış ve bir kısmıyla devede kulak kabilinden bazı yardımlar yapmıştır; Halbuki Müdafai Milliye’nin gayesi hükümete ödünç para vermek veya bir partiye bin nal veyahut bir diğerine koşum takımları vermek değildi. Bundan dolayı ,  Müdafai Milliye Cemiyeti taşıdığı ruh ile bu memlekete hizmet edemez. Gerçi kurucusu ve sahibi bir cemiyet olduğundan bunun kapatılması taraftarı değiliz; hesapları adamakıllı incelendikten sonra, bu kuruluşun ruhundaki İttihatçı ağırlığı ve hatası ortaya çıktıktan sonra başka bir ad ve istikametle yeni bir hayat ve hukuki bir gaye verilmelidir.

Vilayet ve sancakların İttihat ve Terakki merkezleri Müdafai Milliye Cemiyeti’nin de idare heyeti ileri gelenleridirler; sorumlu sekreterler; İttihat ve Terakki’ye hakim oldukları kadar, Müdafai Milliye’ye de hakimdirler.

Zaten sırf bir İttihat ve Terakki kuruluşu olmak ve en dar bir zamanda İttihat ve Terakki’nin yardımına koşmak amacıyla kurulan Müdafai Milliye’nin, taşıdığı birlik ruhu ile hizmet edebilmesine imkan yoktur; Çünkü bu; milli bir kuruluş değil, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin sonraki şeklidir.

Müdafai Milliye bir hayır cemiyeti midir? Hayır; çünkü öyle olsa hayır işlerinden başka bir şeye karışmazdı. Bir askeri kurum mudur? Hayır, öyle olsa Harbiye Nezareti’ne  tabi olması gerekirdi. Banka mıdır? Değildir; halbuki iç borçlanma zamanında bütün merkezleri ve şubeleriyle; genel merkezin emriyle  ve bütün parasal varlıklarıyla bu borçlanmaya katılmışlardır. İşte görülüyor ki, bu kuruluşun sabit ve mali bir mahiyeti yoktur: Bu gerçek kimliğyle, İttihat’ın bir başka adıdır. Bu nedenle bu kuruluşun yararlı başka bir şekle çevrilmesi her suretle zorunlu bir görevdir; şimdiki hükümetin bu noktaya da yakından bakacağına şüphe etmeyiz…

* * *   * * *   * * *

Demek ki, Müdafai Milliye halkın kurduğu bir sivil direniş örgütü değil, halktan topladığı paraları iç borçlanma senetlerine yatıran bir “yarı finansal” bir kuruluşmuş!..

Bir Cevap Yazın