alemdar 22: MUHALEFET MECLİSE DEĞİL, İTTİHATÇILIĞA…

Celal Nuri Bey’in(1) dünkü makalesini okuduktan sonra daha bu zatın ( bir-iki kelime sansür) iddia edecek babayiğit varsa ileri buyursun! Demek icap ediyor. Olur şey değil. Makaleyi özetleyelim: Memlekette çekememezlik eden bir güruh varmış. Bunlar hiçbir başarıyı çekemiyorlarmış. Yalanla, eleştiriyle, düşmanlıklarla, iftirayla, casuslukla kötü ve iğrenç işlerine devam ediyorlarmış. Meclis düşmanı, meşrutiyet düşmanıymış bu güruh,…

(Gazi Mustafa Kemal) ATATÜRK Yaşıyor!..

Canlılar can verir, yani “ölümlü”dür.  Aksini iddia hurafedir. Nitekim bir “canlı” olan “Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk” de, 10 Kasım 1938 Perşembe günü can vermiştir. Eleştirilerden çekindiğimden adını eksiksiz yazdım, bundan sonra yerim dar olduğu için, kendine seçtiği soyadıyla seslenecek, sadece “Atatürk” diyeceğim.       *       *       * Atatürk, on iki yıl askeri okullarda okur,…

alemdar 21: Hem Suçlayan Hem Hakim Olamazsınız

“Akşam” sahiplerinden Falih Rıfkı Bey (1)  bir zamandır adet edindi, hiçbir makale veya fıkra yazmıyor ki orada bize en ağır, en kaba, en kötü bir hakaret ve suçlama olmasın! Kullandığı kelimeler: Kirlilik, hainlik, rezalet ve ilh… Satılan biz, satan biz, memleketi batıran biz, milleti soyan biz… Diğer taraftan Yakup Kadri Bey de fırsat kollayıp sıralı…

BİR KADIN ve BİR CUMHURİYET

“Mevzubahis olan “Cumhuriyet” ise, demokrasi teferruattır” sözlerinin benimsendiği ülke için anlamsız bir soru bu…  Öyleyse, biraz olsun anlamlı bir soru daha: “Kraliyet İngilteresi mi, İsveç Krallığı mı, “Cumhuriyet Türkiyesi”mi, hangisi (daha?) demokratik?” Bu soru da pek tatsız tuzsuz. Hele içinden geçtiğimiz şu günlerde “zararlı” bir soru… O zaman, şöyle sorayım: “Tatsız, tuzsuz da olsa her…

alemdar 20: İNSAF EDELİM

Ebüzziyazade Velid, Ahmet Emin, Celal Nuri beylerle aynı düşüncede olan meslektaşlarıma (*): Muhterem efendiler, beyler… Bazı makalelerinizde size karşı çıkan bizlerin bir fikir, bir emel altında toplanamadığımızı kaydederek bizim uzlaşmaz adamlar olduğumuzu ima ediyorsunuz. Daima bu noktada bizi duyarlı olmaya davet etmek istiyorsunuz. Biz de hakikaten sizin belki iyi niyetle söylediğiniz bu noktaya bir türlü…

Yangın 10 ve SON: DANTE’nin CEHENNEMİ…

“Büyük Yangın” ile İzmir bütün Hıristiyan İzmirlilerden “kurtulmuş!” olur;  İzmir’i İzmir yapan işçi sınıfından, İzmir’i İzmir yapan ince sanatların hünerli ellerinden, ticaret ve sanayi burjuvazisinden kurtulmuş (!) olur... “Kurtuluş Yangın”ı; çok dilli, çok dinli yakın arkadaşları öldürmüş, arkadaşlıkları soldurmuş, kurutmuş, yok etmiştir. Neden? Onlar Hristiyan’dır, onlar Türk değildir, onlardan “kurtuluş farz”dır, onlardan “kurtuluş istiklâle kavuşmak”tır……

alemdar 19: MUHALEFETİN BİRLEŞMESİ ÜZERİNE

Hâlâ Görme Bozukluğu Devam Ediyor ** ** ** Muhterem Lütfi Fikri Beyefendi; evvelki günkü baş makalesinde üç gün evvel yine bu sütunlarda “Muhalefetin Birleşmesi Gereği”ne dair yazmış olduğumuza değiniyorlar. Adı geçen pek ziyade yüklendiğimiz bir siyasi şahsiyet sahibi oldukları için düşünce ve inançlarını sadece sessizlik ile geçiştirmeye razı olamadık. Esas itibarıyla Lütfi Fikri Bey’in ve…

yangın 9: Keşke BARIŞ OLSAYDI, İzmir Yanmazdı…

“Kurucu Meclis”in (Büyük Millet Meclisi-BMM) eski yazı açık ve gizli oturum tutanakları günümüz Türkçesine aktarılıp eksiksiz yayınlansa, “milli tarih”i anlamak için başka “resmi” belgeye ihtiyaç kalmaz” (bkz. “30 Ağustos “ZAFER” Gününde Kurucu Meclis Ne Konuşuyor” (talatulusoy.com)) cümlesiyle bir hatırlatma notu düşmüşüm geçmişte. Bu yazıda kısa alıntılarla, “Büyük Taarruz”dan alt ay kadar evvel İtilâf Devletleri’nden gelen…

yangın 8: 9 Ekim “İzmir’in KURTULUŞU!”

         İzmir, her sene “9 Eylül”ü kutlar? İzmir o gün “Kurtuluş”unu kutlar. “Kurtuluş” kelimesi sonradan icattır. O günlerde, “İzmir’in istirdadı”dır (geri alınışı). Başlangıçta İzmir’i “kurtarmak” yoktur, “geri almak” vardır, “Yunan”dan geri almak! Yunan askerleri şehri 9 Eylül’e varmadan boşaltmış, Yunan yüksek komiseri Stergiadis 7 Eylül günü şehirden ayrılmıştır.  Osmanlı mülki amiri Hükümet Konağı’ndadır, kumandan Sarı Kışla’da…

alemdar 18: YİNE MUHTIRA MÜNASEBETİYLE

Hükümet tarafından İtilâf Devletleri’ne verilen muhtıra hakkında gazeteler görüşlerini kısa olarak, (veya) ayrıntılı olarak beyan ettiler. Meseleyi açık bir nazarla görecek, muhakeme edecek olursak şu hakikat belirir: Ateşkesten sonra iktidara gelen hükümetlerden hemen hemen hepsi Devleti Ali’nin bundan sonra artık yalnız yürüyemeyeceğini takdir eyledikleri halde etraflarında çevrilen entrikaların buhranından sıyrılamayarak bu hakikati tespit eylemeye muvaffak…