KEŞKE 30 Ağustos “BARIŞ BAYRAMI” Olaydı!

“Kurtuluş”tan beş ay önce Ankara’ya bir “barış” teklifi iletilir. Bu hakikat “resmi tarih” sayfalarında görünür kılınmaz. 22 Nisan 1922 tarihli Ankara Meclisi 32’nci gizli oturumunda[1] tek gündem maddesi; 3 Mart 1922 tarihli bu barış teklifine verilecek cevaptır. Önce Hariciye Vekili Yusuf Kemal Bey’in imzasını taşıyan (Tengirşek) cevap taslağı okunur: “Üç Devlet hariciye nazırları (dışişleri bakanları)…

“İSTİKLÂL” Nedir? (10)

“İstiklal” karşılığı olarak tek kelime ile “bağımsızlık” demek, “istiklâl”in bugüne taşınması istenmeyen anlamından kurtulmak demektir. “İstiklal”e “kurtuluş” deyip geçmek, bir ezberdir, zarfı açmadan içindekini okumak gibidir! “İstiklal” kavramına “kurtuluş” veya “bağımsızlık” deyip geçmek, o kavramı zamanı ve zemininden bütünüyle koparmaktır. Bu kopuşla, Cumhuriyet neslinin geçmişi karanlığa gömülür, geleceğini serbestçe tayin hakkına set çekilir. Nasıl mı?…

“İSTİKLÂL” Nedir? (9)

“’Vatan haini’ kavramının objektif bir anlamı olduğu çok şüphelidir.., eğer bununla ‘vatana kötülük etmek’ kastediliyorsa, böyle bir kötülüğün gerçekten de var olup olmadığını ‘vatanın iyiliği’yle ilgili politik düşüncelerimizden ve içinde bulunulan şartlardan bağımsız olarak belirlemeye imkân yoktur. Daha da önemlisi, kimin ‘vatan haini’ olduğunu belirleyebilme konumu bilgiye ve gerçeklere dayanan moral bir otoriteyle ilgili olmayıp,…

“İSTİKLÂL” Nedir (8)

Meşrutiyet’in 1908’de yeniden ilânının ertesinde, İttihatçılar, bir kötü gelenek yerleştirmeye girişir, Balkan milletleri ve diğerlerinin Osmanlı’ya karşı bağımsızlık mücadelelerinde ve iç siyasette eşkıya çetelerini kullanmaya ve gizli suç örgütleri kurmaya başlar. “Adana Katliamı”nda (1909) Ermenilere karşı eşkıya çeteleri kullanılır ve 1.Dünya Savaşı öncesinde, “efe veya zeybek” denilen çeteler kullanılarak Ege sahillerinde yerleşik Rumlar yurtlarından sürülür.…

“İSTİKLÂL” Nedir? (7)

“İstiklâl” kavramı, özellikle İttihat ve Terakki çevrelerinde Meşrutiyet’ten evvel gizli gizli, Meşrutiyet’ten sonra ise açıktan açığa kullanılmaya başlandığında, esas hedef Avrupa (emperyalist) devletleri veya “kapitülasyonlar” falan değildir ve kronolojik olarak olamaz da… “İstiklâl” kavramının hedefinde olanlar, Meşrutiyet’in çok öncesinden, 17.Yüzyıl sonlarından başlayarak (bazıları) kapitalist dünya ticareti ve sanayisinde yer tutarak zenginleşen ve fakat Tanzimat Fermanı…

“İSTİKLÂL” Nedir? (6)

Meşrutiyet’in yeniden ilânından dört ay sonradır, İttihat ve Terakki’nin “yarı resmi” yayın organı “Tanin” gazetesinde aşağıdaki satırlar yer alır: “Rum gazeteleri Genç Türkler’in Osmanlı milletlerini birleştirerek hepsini Türk yapmak gibi bir fikir beslediklerine hükmettikten sonra kendilerinin hiçbir zaman milliyetlerini unutmayacaklarını temin ve ilan eylediler. Genç Türkler’in hiçbirinde Rum’u, Ermeni’yi, Bulgar’ı Türk yapmak fikri mevcut değildir.…

“İSTİKLÂL” Nedir (5)

İzmir’in, “soylulara karşı köylüleri” savunmak için yola çıkan “Köylü” adlı bir İslâm millet gazetesi, Meşrutiyet ilânının üstünden iki ay bile geçmeden ne diyordu, hatırlayalım: “Müslümanlar diğer vatandaşlarının ağabeyisi yani büyük kardeşleridir…” (Hakimiyet Meşrutiyet, Köylü gazetesi başyazı,30 Eylül 1908) Uzun lâfın kısası: Türkiye tarihinde meşrutiyet denilen, hem de bir değil iki kere ilân edilen şey; bir…

“İSTİKLÂL” Nedir? (4)

“Ehl-i kitap’tan Allah’a ve âhiret gününe inanmayan, Allah ve resulünün yasakladığını yasak saymayan ve hak dine uymayan kimselerle, yenilmiş olarak ve kendi elleriyle cizye verinceye kadar savaşın.”( Tevbe suresi, ayet 2) “İstiklâl”, esas olarak bu ayetin emridir. “Hak dine uymayanlar” ile savaş “caiz”dir! Caiz, yani İslâm dini bakımdan yapılmasında sakınca olmayan,  izin verilen işlerdendir. Osmanlı…

“İSTİKLÂL” Nedir? (3)

Kelimelerin, kavramların kiminin uzun, kiminin kısa ömrü olur; kimi kuşaklar boyu dillerde yaşar, yaşlanır gider; kimi dillerden silinir, kimi başkalaşır gider…  Kimi dillere Türkiye’deki gibi “devrim” uygulanır, pek çok kelime sözlüklerden bile silinir… Ama “istiklâl” zihinlerden kolay kolay silinmez, kültürel-siyasal kökleri derindedir çünkü. “İstiklâl” kavramının toplumsal-siyasal dilde yoğun olarak kullanılışı Meşrutiyet’ten (1908) öncedir, özellikle Balkanlar’datoprak…

“İSTİKLÂL” Nedir? (2)

Geçmişinden koparılmış toplumlarda “milli meseleler”de “birlik-beraberlik” içinde olmak şarttır. Mevzubahis olan vatan ise,  “ifade hürriyeti” teferruat değil, vatana ihanettir!!! Bu “şartlı milli refleks” Anayasa’nın “Düşünce ve kanaat hürriyeti”ni düzenleyen 25. maddesine aykırıymış, hiç umursanmaz. O madde: “Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz;…