Millileşmek Emeli/ Baha Tevfik

“Felsefe Mecmuası”: Her on beş günde bir, geçen on beş günün en mühim meseleyi felsefiye ve ictimaiyesini tetkik ve tahlil eder ve tahaddüs edecek misali(?) sairenin de ciheti ilmiye ve felsefiyesini nazarı dikkate alarak vatandaşlarını tenvir eylemeyi mesleğinin tatminatından addeyler.  *  * * Bu günlerde herkesi işgal eden; vatan dostlarını, Osmanlılık muhiblerini şiddetle düşündüren bir…

BAHA TEVFİK: Renkahenk Şehirde Bir Asri Derviş

Bu toplum, çok büyük yalanlar üzerinden yürüyor. Yalanlar, yüzleşilmedikçe, her geçen gün güçlenen “canlı”lardır. Baskıyla boşaltılan hafızalarda her geçen yılla daha da “doğru”laşır ve gürbüzleşirler. Hafızanın esaretten kurtuluşu, bu yalanlardan kurtuluşla mümkündür. Resmi Cumhuriyet tarihi, Osmanlı’nın son dönemini; toplumsal, ekonomik ve kültürel tanımlamada şu kalıba döker: Osmanlı her bakımdan çok geridir. Sefalet ve cehalet içindedir.…

Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK Ölmedi, Yaşıyor!..

yüzleşme yazıları Canlılar can verir, yani “ölümlü”dür.  Aksini iddia hurafedir. Nitekim bir “canlı” olan “Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk” de, 20 Kasım 1938 Perşembe günü can vermiştir. Eleştirilerden çekindiğimden adını eksiksiz yazdım, bundan sonra yerim dar olduğu için, kendine seçtiği soyadıyla seslenecek, sadece “Atatürk” diyeceğim.       *       *       * Atatürk, on iki yıl askeri…

“BİR UYGARLIĞIN BATIŞI” (27- Şimdilik SON)

Yüzleşme Yazıları “İttihat Terakki Müslüman Türk kültürüyle pek bağdaşmamasına rağmen pozitivistlerin materyalizmini benimsemişti. İzmirli Müslümanlarla daha doğudaki şehirlerde yaşayanlar arasında bir fark vardı elbette. Müslümanlarla gayrı müslimlerin hukuken eşit olmasına Konya’da hiç sıcak bakılmıyordu. Fakat İttihat ve Terakki, ne İzmir’de ne de başka bir yerde homojen bir politik söyleme sahip değildi. Söylemin ayan beyan ortada…

“BİR UYGARLIĞIN BATIŞI” (26)

Yüzleşme Yazıları “Ekim (1914) ortasına gelindiğinde, Enver Paşa’nın talep ettiği iki milyon sterlin altın olarak Almanya’dan gelmişti.”[1] İslâm milletin “kâfir”lerin parasıyla savaşa girmesi “Şeriat”a uygun muydu? Hristiyan parası ile “İslâm istiklâli”ne kavuşmak “caiz” miydi? Sadece soruyorum değerli Maalouf, cevabı bilgim dahilinde değil, elbette bunun cevabını, günümüzde sayıları artan “din alimleri” verecektir…                                                     **       **       **…

 “BİR UYGARLIĞIN BATIŞI” (25)

Yüzleşme Yazıları “Akşamın bir vaktinde birkaç yüz mahkûmun Türk cezaevinden kaçmasına izin verildi. Kaçanlar dışarıdan yardım almış gibi göründüklerinden bu durum problem doğuracak bir gelişmeydi. İtilaf Devletleri hapishane kontrolünün (denetçi) Yunan ilhakine karşı çıkan İtalyan yöneticisi Binbaşı Carossini’nin mahkûmların kaçışına yardım etmiş olması neredeyse kesindi.”[1]  İzmir’i İtalyanların işgal etmek istediklerini ve İttihatçıların İtalya işgalinden yana…

“BİR UYGARLIĞIN BATIŞI” (24)

Yüzleşme Yazıları İtilaf Devletleri “Almanya’ya bir Kartacalı barışı dayatırken, Yakın Doğu’daki tasfiyeyi ağırdan aldılar, çünkü herkesin o bölgeyle ilgili kendi tasarısı vardı ve anlaşmaları gerçekten de zordu.”[1]                                                    **       **       ** “Özel görev” ile İzmir’e gönderilen, Nurettin Paşa (Sakallı) üstün hizmetleriyle bu göreve lâyık görülmüş olmalı. O hizmetlerin belli başlıları, “çok güvenilir “bir kaynağa göre…

“BİR UYGARLIĞIN BATIŞI” (23)

Yüzleşme Yazıları “Kamu yararı, insanların ihanet etmelerini, yalan söylemelerini ve katletmelerini gerektirir!”[1] Yalan “hakikat”e ihanettir. Kurtuluşlar ve zaferler konusunda “kamu yararı” gözetenlerin yazdığı ve söyledikleri “gerçek” ile yetinmek insanları iradeleri dışında “hakikat”e ihanete sürükler. “Kamu yararı” karşısında insan “gerçekçi” olmayı bırakabilmeli, vicdanıyla “geçmişin hakikati” aramaya koyulmalıdır…                                                       **       **       ** 9 Eylül sabahı Ankara hükümeti…

“BİR UYGARLIĞIN BATIŞI” (22)

Yüzleşme Yazıları “Osmanlı İmparatorluğu savaşın dehşetinden etkilenmeye başlamışken, Smyrna bir barış adası olmaya devam etmekteydi…”[1] Meselâ şehrim yanıp yıkılmadan altı ay önce “barış” ihtimali doğduğundan, yani “felaketten kaçınabilme” imkân ve ihtimalinden söz etmiştim, hatırlarsın sevgili Amin. Kaydetmem gereken bunun kadar önemli bir nokta daha var: “İzmir’in özerkliği.”                                                      **       **       ** Philip Mansel’in, Vangelis Kechiriotis’ten…

“BİR UYGARLIĞIN BATIŞI” (21)

Yüzleşme Yazıları “Bozgun ve toprak kaybıyla baş etmenin farklı biçimleri olabiliyor. Tarihte pek çok kez sonuç almış askeri seçenek yeğlenebilir ama sınavdan başarıyla çıkmak için başka yollar da benimsenebilir. Önemli olan serinkanlı düşünmek, artıyı eksiyi iyice tartıp biçmek, sonra da en avantajlı doğrultuyu belirleyip kararlılıkla yürümektir.“[1] Altı yüz yıllık “fetihçi” Osmanlı geleneğinde yetişmiş, askeri seçenek…