ISPARTALIYANLAR VE KORDON’DAKİ KONAK

Birinci Dünya Savaşı, İzmir’de ekonomik canlılığın hızını kesse de, savaş ertesinde Ispartalıyan halıları için Avrupa pazarı yeniden açılmaya başladığı sırada, 9 Eylül 1922 günü İzmir, Ankara Hükümeti kuvvetleri tarafından geri alınır ve 1915 “Tehcir Kanunu” hışmından kurtulabilen İzmir Ermenileri, Rumlarla birlikte göçe zorlanır.

CORONA-19,GEÇMİŞTEN BAKIŞ-son

İnsanlık varlığını sürdürebilmek için bugünkü kapitalizmi ve devletçi sosyalizmi aşmak zorunda. Bu zorunluluk yalnızca üretim ilişkilerinin üretici güçlerin gerisinde kalmasıyla ve tarihsel determinizmle açıklanamaz. Yeni bir paradigma olarak “ekoimperatif” devrim gerek…

BIRAKINIZ “HAİNLER” KONUŞSUN!

Hasan Tahsin, eğer o tarihlerde Bükreş hapishanesinde “suikast” suçundan yatıyor olmasaydı, belki de Teşkilatı Mahsusa tarafında “Ermeni Tehciri” için görevlendirilecekti! Ve belki, o günlerin canlı tanığının kaleminden İttihat Terakki yönetiminin cinayetlerini okuyacaktık. İttihat Terakki hakkında 2 Aralık 1918 günü Hukuk-u Beşer’deki şu satırlara bakar mısınız!: “Anadolu’da Rumların ve Ermenilerin imhasını emreden ve memleketlerini Almanların ellerine bırakan bu adamlar Abdülhamid siyasetinin hukuki varisidirler…”

CORONA-19’A GEÇMİŞTEN BAKIŞ-6

Nüfus artışı insan-doğa çelişkisini şiddetlendirici bir etmen durumunda. Doğada sonsuz artış hakkı olan bir canlı türü yok. Dengesi bozulan doğa mutlaka bu dengesizliği çözümlüyor. Aşırı çoğalan tür ya ortadan kalkıyor ya da yeniden bir denge hareketine göre biçimleniyor.

CORONA-19’A GEÇMİŞTEN BAKIŞ-5

aptığı ilk “alet” ile milyonlarca yıllık bir süreyi kapsayacak olan doğaya bağımlılıktan kurtulma, “doğaya egemen olma” savaşında ilk adımını attı. Bu ilerici bir adımdı, kendini koruması ve geliştirmesi için bir zorunluluktu. Önceleri doğa-egemen karakterdeki insan doğa çelişkisinde insan lehine kazanılan başarılarla, insanın doğaya sınırsız egemen olabileceği düşüncesi doğdu... Bugün “egemen insan” kendi geleceğini tehdit ediyor.