EKOLOJİ TEZLERİ (10 Şubat 1991 tarihinde ADIMLAR dergisinde yayınlanmıştır.)
CORONA-19’a GEÇMİŞTEN BAKIŞ-1
EKOLOJİ TEZLERİ (10 Şubat 1991 tarihinde ADIMLAR dergisinde yayınlanmıştır.)
Yahudhanenin, salaş meyhanelerin, sabunhanelerin, hatta bir kısmında Yahudi mezarlığının olduğu bir yer iken, denizden çalınıp doldurulur, yeni saray getirilip oraya oturtulur. Kale’ye çıkıp bakan da, Değirmendağı’na çıkıp bakan da kollarını Körfez’e açmış bekler bir dev bulur...
Bastığımız toprakları tanımaya dair... Haydi Eyvallah...
Rahmetli Mehmet Bozışık’la birlikte Erdal Talu, Şeref Yıldız, Ahmet Kardam, Aynur Hayrullahoğlu, Fahrettin Filiz, Fikret Demir ve ben, Eylül 1989’da yurda dönmüştük. Kutlu ve Sargın tutukluydu ve onların da, bizim de dönüş amacımız aynıydı: Türkiye Birleşik Komünist Partisi’ni yasal olarak kurmak. Bazılarımız havaalanında tutuklandık. 10 Kasım’da tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildim. Aşağıda, Tempo dergisinin (26…
Masallar yüksek kuytulardan şehre bakar, olan biteni görür, duyar... Gün olur, kuytulara güneş doğar. SUYA YÜRÜYEN ŞEHİR… Bahr-i Sefid’de üç şehir vardır sevilir; Marsilya’dır bunun biri, biri İskenderiye’dir, biri de Beyrut… Üçlemek masal âdetidir, aslı dörttür ve dördüncü elbette İzmir’dir. Ardı sıra yapılan iki demiryolu hattı, yani Aydın ve kasaba hatlarından sonra o diyarın bir…
foto: Fethiye Camii, Atina. Masal üstü: Usta olan akıl vermez, el verir… İZMİR “ANATOLİ” DEĞİL Mİ?.. Seher vakti Nif Dağı’nın taş tanrılarıyla usul usul ne konuştun sen güneş? Körfez’in kapısından çıkıp, suyun kızılına bulanıp giderken bir başka ele gittiğinin farkında mıydın sen güneş? Sabahın pusuna dalan gemi, adalar arasından tam yol geçerken başka diyara gittiğinin…
Ustalar çırağı sınar: Güneş her seher hep aynı yoldan mı çıkar gelir?! KERHANES !.. İŞTE KIYAMET ALÂMETİ !.. Seher yelidir, estikçe eser, zıvanadan çıkarır, akıl bırakmaz gemicide o sihirli nefes: “Nea Zoi!”(1) Güvertede dört dönen gemici bedeninde mayası kabaran bir büyüdür o: “Nea Zoi!” Kuvveti kudretten bir sedaya kanat açar Napoliten hava, bütün tayfayı raksa…
Kayayı âlem görür, sen sen ol, kovuğuna bak, kuytusuna kulak ver!. “İllallah KARANTİNA!..” Bahr-i Siyah’ın (1) epeyi uzak sancağından gelme hamallar kanca geçirip sırtladıklarını, çam kalaslar üzerinden cambaz misali sıçrayışlarla takalara, çektirilere, tirandillere bir koşu indirip gelir, soluklanmadan bir kanca daha geçirirler develerden inen çuvallara... Yeni Zaman’dır, istimin er vaktidir, erken vaktidir. İzmir, şehre gelen…
Masal dediğin bir inatçı taş. Hakikati arayan, sakın ha, sert diye taştan yılma; kes, biç, yont, yıldız yağdıran sonsuz yüzler çıksın meydana. Sonra?.. Hakikat kara taşın hangi yüzündedir sorma! Soran değil; arayan bulur. YENİ İZMİR’in ÜÇ-BEŞ VAKTİ Her Allah’ın günü vakit geldiğinde, “Ya Allah, Bismillah” çekip, pervane misali döne döne çıkılır o doksan dokuz basamak.…
Deve yükü masal içinde hakikat harup (1) içinden bal damıtmak gibidir. Daha ne olsun? Bir zerre hakikat nice hayaller besler. Hayal dediğinde aranmaz mı hakikat? Saklı masallar hayallere gebe kaya kovuklarından gecelerde çıkar dolanır. Temaşalık (2) taraçalarına konar ekseri, Kordon yalılarına, Beyler Sokak konaklarına pek uğramaz!.. KUMPANYA/Devasa Presa (3) “İstim” İngiliz milletten İzmirlinin dilinden şehre…