“BİR UYGARLIĞIN BATIŞI” (16)

Yüzleşme Yazıları “Kartpostallardan birinde motorların çalıştığı bir fabrikanın önünde bir kervanın gelişi resmedilmiştir ki, Batı kaynaklı modernitenin simgeleriyle Doğu’nun simgesi yük hayvanı arasındaki çelişki, bu şehrin özgün yanını yansıtıyordu.”[1]                                                       **       **       ** Kazancı ve yatırımı artan İzmir 1877’de mendirekli yeni bir rıhtıma kavuşur. Rıhtım yapımı; “Osmanlı tarihindeki en büyük kentsel projeydi. Fikir, Smyrnalı işadamları…

 “BİR UYGARLIĞIN BATIŞI” (15)

Yüzleşme Yazıları “18.Yüzyılla birlikte talep ve arz ihtiyacını karşılamayı hedefleyen dünya pazarı ilkesi üzerine kurulu entegre dünya ekonomisine kayış başladı. Ekonomik hayatın dünya pazarı dinamikleri doğrultusunda örgütlenmesinin sonucu olarak da Osmanlı İmparatorluğu, özellikle 18.yüzyılın ikinci yarısında, hızlanarak dünya piyasasının içine çekildi.” [1] “Dünya pazarı dinamikleri” bugün dünyayı bir ekolojik yok oluş eşiğine getirdi. Ama 18.yüzyılın…

“BİR UYGARLIĞIN BATIŞI” (14)

Yüzleşme Yazıları “Karanlık çöküp de dar, düzensiz sokaklardan el ayak çekilince, Türklerin, Rumların ve Ermenilerin dostça bir arada oturduğu büyük bir kahveye sığındık… Yunanca’daki sesli harfler, Rumca’da tuhaf ve yanlış bir şekilde yer değiştiriyordu adeta…”[1] İzmir’de türlü dillerden insanlar gün olur “kavga” eder küsüşür, gün olur barışır, sohbetlerin derinine sarılır sevişir… Hayatın insan hâlidir bu…

“BİR UYGARLIĞIN BATIŞI” (13)

Yüzleşme Yazıları “Smyrna’da Müslümanlar müzik dinlemek ve camilerdeki yakarışlarına ek olarak Tanrı’dan korunma temin edebilmek için kiliselere girer, hatta mum yakarlardı…”[1]                                                    **       **       ** Yapma be sevgili Maalouf, bu kadar da ileri gitme! “Dinime küfreden bari Müslüman olsa!” dedirtme birilerine…  Müslüman olan hiç kilise kapısından girer mi?                                           Hani önceki mektuplarından birinde “Azınlıklar, çoğunlukla tozlayıcıdır…

“BİR UYGARLIĞIN BATIŞI” (12)

Yüzleşme Yazıları  “XX.Yüzyılın önemli bir bölümünde hakim olan ve benim de  Beyrut’ta bizzat gördüğüm entelektüel ve kültürel atmosferi de hatırlatmakta yarar var. Örneğin Hartum Üniversitesi’nde… erkek ve kız öğrencileri arasında yaşanmış olabilecek tartışmaları düşünüyorum; bu gençlerin ellerinden düşürmedikleri Gramsci’nin kitaplarını, oynadıkları veya alkışladıkları Bertolt Brecht piyeslerini, Nazım Hikmet veya Paul Eluard şiirlerini,.. tepki verdikleri olayları…

“BİR UYGARLIĞIN BATIŞI” (11)

Yüzleşme Yazıları  “… Felaket gerçekten cereyan ettiğinde, aslında kaçınılabilir olduğu asla ispat edilemez. İnsan buna bizzat ikna olsa bile. Ben buna ikna oldum…”[1] Ben ikna olmadım sevgili Maalouf! İzmir’de “Büyük Yangın”dan kaçınılabilirdi, 9 Eylül 1922’nin ardından yakılıp yok edilmeyebilirdi şehrim. Bugün, “kaçınılabilir olduğu”nu hiç aklına getiremeyecek; “Ey vatan, gözyaşların dinsin, yetiştik çünkü biz,..” Demekle yeterince…

“BİR UYGARLIĞIN BATIŞI” (10)

Yüzleşme Yazıları “İstanbul’u, İskenderiye’yi ve Beyrut’u boş ver. Katastrophi öncesi Smyrna dünyanın en kozmopolit kentiydi.”[1] Türk Dil Kurumu “Kozmopolit” karşılığı olarak “Çeşitli uluslardan kimseleri barındıran, içinde bulunduran” açıklamasını yaptıktan sonra, bir de “yerli ve milli” ekleme yapar: “Ulusal özelliklerini yitirmiş kimse…” Ve, bu ülkede yerleşen anlamı da budur “kozmopolit”in. Bu bir “dil mühendisliği” rezilliğidir!   …

“BİR UYGARLIĞIN BATIŞI” (9)

Yüzleşme Yazıları “Ölçü güllerin belleğiyse, bir bahçıvanın öldüğü asla görülmemiştir.”[1]                                                                                                        Uygarlık güllerinin bahçıvanı öldürüldüğü gün, güllerin belleğinin silindiği gündür sevgili Maalouf! * Bugün Türkiye’nin, İzmir halkının büyük çoğunluğu, yüz yıldır içinde debelendiği ve bir türlü çözemediği sorunlarının “İzmir’in batan uygarlığı”ndan, solan güllerinden kaynaklanmış olabileceğine henüz ihtimal dahi vermiyor.                                                            **       **       **                                                 Bizim “zadegânlarımız”…

“BİR UYGARLIĞIN BATIŞI” (8)

Yüzleşme Yazıları “Merkezi hükümet, Saray‘ içerdeki potansiyel düşmandan korkuyordu ve sadece birkaç ay önce kıyı şeridini yakan nefret ateşini tekrar alevlendirme konusunda hiç endişelenmiyorlardı. İktidardaki İttihat ve Terakki Partisi Türkiye’nin tüm sıkıntıları için ekonomik olarak başarılı Yunanlıları (Rumları-tu) suçlayan broşürler basmıştı. Yunanistan bizim dinimizin, tarihimizin, onurumuzun, atalarımızın mirasının ve her şeyden fazla bizim varlığımızın düşmanıdır.”…

“BİR UYGARLIĞIN BATIŞI” (7)

Yüzleşme Yazıları “İzmir, Doğu ile Batı’nın kafa kafaya geldiği yerdi.”[1]  Bir yerlerden duymuşum, “Tarih efsanelerden arındırılmış geçmiştir” diye. Bizim resmi tarihimiz ise tam tersidir. Bir yanında hakikat saklayan efsanelere haksızlık olmasın, ama resmi tarihimiz efsaneler çöplüğüdür, baştan aşağı hakikatsiz “resmi” efsanedir! Galiba yanlış ifade ettim, bizim “resmi tarihimiz” efsaneler efsanesi bir “kutsal metin”dir, “devlet mabedi”nin…