alemdar 7: İHMAL ETMEYELİM, PİŞMAN OLACAĞIZ…

Tasviri Efkâr ve onunla sıkı fıkı olanlar birleşme fikrini adam akıllı dayattılar. “Aman birleşelim. Bir kitle teşkil edelim” diyorlar. Hele Yenigün o, bu birleşme meselesini olmuş bitmiş sayıyor: “Şunun bunun söylediğine bakmayınız. Bu iş olmuş bitmiştir!” diyor. Bu birleşme ihtarı İttihat ve Terakki ileri gelenlerine ait ise hakikaten bu işe olmuş bitmiş nazarıyla bakabiliriz. Yok…

masal 24: İhtilâlci ve “İSLÂM SİGARA KAĞIDI.”

Gizli çalışan “ihtilalci”nin, hani şu “Tütüncü Yakup Efendi”nin ne dolaplar çevirdiğini bir kendi bilir, bir de bilse bilse dolap beygirleri bilir, der güler şehir… Şehir gülüp geçse de her şeyi bilir... Kıraathane-meyhane, çınar altı, duvar dibi, söğüt gölgesi ve sair cümle mekânlar her suale verilecek her cevaba kahkahalarla gülmeye hazırdır. Hem güler, hem susmaz, hem…

alemdar 6: Yeni Çevirme Hareketleri

İttihatçıların yeni çevirme hareketlerinin doğal olarak artık herkes farkına varıyor. Bu çevirme hareketlerini; şu kelimeler, şu cümlelerle özetleyelim: “Memleketçilik, mili birlik, dışarıya karşı güçlü bulunmak gereği. Millete dayanan bir hükümet gereksinimi… Yalvardık, rica ettik, çok defalar yazdık. Şimdilik bu gibi anlaşmazlıkları bırakalım. Karşımızda amansız bir kuvvet var. Bizi eziyor, bu gidişle bütün bütün ezecek. Seçimlerden…

masal 23: SEÇİMİ İTTHATÇILAR KAZANDI!

Resmi defterlerde, “mebusların büyük çoğunluğu” İttihatçı diye yazar… Milli yalandır. Ters yüz edip söylense o tekerleme, “Mağlup sayılır bu yolda galip gelen!” deyişi tam da bu yalanın resmini verir. 1908 Seçimi ile oluşan Meclis çoğunluğu “ittihatçı”dır, ama netice, hiç de Selanik ittihatçılarının umduğu gibi değildir! Ya nasıldır?.. Lâfı dolanmadan gelsin:İzmir mebusu Istepan Ispartalıyan Efendi gibidir……

alemdar 5: BUNLAR ONLAR DEĞİL Mİ?

Meclisi Mebusan’ın açılışı sırasında okunan nutku iftitahiden (padişahın açılış söylevi) şu cümleyi alalım: “Çalışma arkadaşlarını bile haberdar vermeyen ve saldırgan savaşı çıkaranların yasa dışı hareketinden ve savaş sırasında uyguladığı kötü siyasetten saltanat ve milletin kurtulmuş olduğu şüphesizdir.” Amin; fakat bu cümleyi keşke şöyle bir cümle takip etmiş olsaydı: “Bundan ötürü devleti şimdiye kadar Osmanlı tarihinin…

masal 22: MEŞRUTİYET “MASALI”…

Bu “masal” lâfı, resmi defterlere yazılan  “boş sözler” içindir, karışmasın, kaya kovuklarındaki “Saklı Masallar” için değil! “Saklı Masallar”a kıymet vermeyenler, sade resmi defterlerin yazdıklarına inanır ve bu memlekete “meşrutiyet” geldiğine iman eder! Hem de bir değil iki “meşrutiyet” birden çıkıp gelmiştir, sade padişah iradesi ve sade “kılıç zoru” ile!.. Bu memlekete “meşrutiyet” geldiği bir “masal”dır…

alemdar 4: BİZ UNUTSAK CİHAN UNUTMAZ

Milli Birliği Biz de İsteriz Ama! Ateşkesten beri İttihatçıların ağzında bir cümle var: “Birleşelim ve birbirimizin gözünü oymaktan vazgeçelim. Bir birlik oluşturalım. İttihat ve Terakki ülkeyi bu duruma koymadan önce bu türlü düşünmüş olsaydı hiç şüphesiz bu düşüncenin bir çok yankı bulacağına, bir çok muhalifin de (üstünde) olumlu etkisi olacağına şüphe yoktu. Halbuki iş işten…

masal 21: YENİ ZAMAN DERVİŞİ

Tarih, masalları kovulmuş, düzmeceler üstünden “geyikli” bir devlet inşasıdır. Kaya kovuklarında saklı masallarda, tarih değil, sadece senin olan geçmiş vardır. Meselâ geçmişindeki “Üç Meşrutiyet Kahramanı” masalını, “tarih”te okuduğu “Geyik Muhabbeti” kadar bilmez çok insan. Çünkü masal dinlemez, "Bana masal anlatma" der, burun büker. Masalları hep “aksakal”lar anlatmaz;  iki örgülü ak saçıyla, ak yazmanın altındaki nur…

masal 20: BİR ŞEHİR Kİ SUDA YÜRÜR!

Meşrutiyet bayramının ardından, 11 Nisan 1326, Miladi 1910 tarihli, İzmir’in “11 Temmuz” gazetesinde çıkan, Kordon’daki “Sporting Kulüp”te, Namık Kemal’in “Vatan yahut Silistre” piyesi şu haber İzmir’in “geyik muhabbeti”ne neden güldüğünü daha güzel açıklar